Konuları Sırala: Yayımlanma Tarinine Göre | Reytinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabeye Göre

Kız Kulesi

Yazar: sogukkanli3-07-2007, 13:15, Gösterim: 4484

6
Kız Kulesi


Kızkulesi'nin mimari yapılanma süreci M.Ö. 341 yılına kadar uzanır. O dönemlerde boğazın çıkıntısı olan bu burun, (daha önce yarımada oldugu ile ilgili söylenceler vardır) "vus" adı ile anılır. Bu tarihte Komutan Chares'in eşi için, mermer sütunlar üzerine yapılan bir anıt mezar kimliğinden sonra, M.Ö. 410'da Sarayburnu'nun bulunduğu yerden, kulenin bulunduğu adaya zincir gerilerek, boğazın giriş ve çıkışlarını kontrol eden bir gümrük istasyonu haline getirilir.

M.S. 1110'lere geldiğimizde ise ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından inşa ettirilir. Savunma kulesi olarak inşa ettirilen bu yapı "Küçük Kale" anlamına gelen Arcla adını alır.


Kız Kulesi

Kız Kulesi

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ağrı Dağı

Yazar: sogukkanli3-07-2007, 13:09, Gösterim: 804

1
AĞRI DAĞI

Ağrı Dağı (Selçuklular döneminde; Eğri Dağ, resmi adıyla Büyük Ağrı Dağı, Türkiye'nin en yüksek dağıdır. Dorukları karla kaplı volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, Türkiye'nin doğu ucunda, Ağrı ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Dağ, İran'ın 16 km batısında ve Ermenistan'ın 32 km güneyindedir.

Ağrı dağı 5165 metrelik rakımıyla, Anadolu Yarımadasının en yüksek doruğudur. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır.

Ağrı Dağı



Ağrı Dağı

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (12)WALLAHİ saray değil ama saraydan farkı yok

Yazar: sogukkanli3-07-2007, 01:45, Gösterim: 1089

1
Edirne'deki ünlü Türk camii.(Selimiye)

Kanunî Süleyman'ın oğlu Selim II tarafından Edirne'de ünlü mimar Sinan'a yaptırılan Selimiye Camii, selâtin camilerinin en ünlülerinden biridir. Yapımı 1569'dan 1675'e kadar 6 yıl sürmüş ve yaptıran padişahın adıyla anılması için de Selimiye adı verilmiştir.

Mimar Sinan bu camiyi yaparken o zamana kadar hiç bir mimarın başa­ramadığı bir işi başarmış, önceki bü­yük cami ve kiliselerde görülmemiş bir ustalıkla bütün camiyi tek bir kubbeyle örtebilmiştir. Bu yüzden Mimar Sinan'ın şöyle dediği söylenir: «Şehzade Camii'ni çıraklığımda, Süleymaniye Camii'ni kalfalığımda, Selimiye'yi ustalığımda yaptım».




Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (12)WALLAHİ saray değil ama saraydan farkı yok



Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (11)

Yazar: sogukkanli3-07-2007, 01:41, Gösterim: 1634

0
Yerebatan Sarayı

İstanbul en sık kuşatma tehlikesiyle karşılaşan şehirlerden biriydi. Kuşatma süresince yaşanan en önemli sorun da yiyecek ve içecek kaynaklarının tükenmesiydi. Bazilika Sarnıcı, Roma ve Bizans İmparatorları'nın bu sorunu çözmek için yaptırdığı sarnıçların en büyüğüdür. 80.000 metreküp su alabilen ve 140´70 metrekarelik bir alana yayılan sarnıç, 6. yüzyılda Justinianos tarafından öncelikle saray ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmıştır. 336 sütundan bazılarında oyma süslemeler vardır.



Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (11)

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (11)
Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (11)

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (10)

Yazar: sogukkanli3-07-2007, 01:36, Gösterim: 3135

1
Topkapı Sarayı


Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılan Topkapı Sarayı, Sultan Abdülmecid’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene Devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m.² lik bir alanda yer alan Saray’ın bugünkü alanı 80.000 m.² dir.
Topkapı Sarayı, Saray halkının Dolmabahçe, Yıldız ve diğer saraylarda yaşamaya başlaması ile birlikte boşaltılmıştır. Padişahlar tarafından terk edildikten sonra da içinde birçok görevlinin yaşadığı Topkapı Sarayı önemini hiç kaybetmemiştir. Saray zaman zaman onarılmıştır. Ramazan ayında padişah ve ailesi tarafından ziyaret edilen Mukaddes Emanetler Dairesi’nin her yıl bakımının yapılmasına ayrı bir özen gösterilmiştir.
Topkapı Sarayı’nın ilk defa, adeta bir müzeymiş gibi ziyarete açılması Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemine rastlar. O dönemin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eşyalar gösterilir. Bundan sonra Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eski eserleri yabancılara göstermek gelenek haline gelir ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) zamanında, ampir üslupta camekanlı vitrinler yaptırılır, Hazine’deki eski eserler bu vitrinler içinde yabancılara gösterilmeğe başlanır. Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) tahttan indirildiği sıralarda Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn’un Pazar ve Salı günleri olmak üzere halkın ziyaretine açılması düşünülmüşse de bu gerçekleşememiştir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (10)

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (9)

Yazar: sogukkanli2-07-2007, 16:29, Gösterim: 3446

0
İshak Paşa Sarayı

İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı'nın yakınında, Doğubeyazıt'ın 5 kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir.

Sarayın yapımını 1685'de Doğubeyazıt Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa başlatmış, oğlu Çıldır Valisi İshak Paşa ve onun oğlu Mehmet Paşa tarafından 1784'te bitirilmiştir. 7.600 m² bir sahada yapılan sarayın inşaası 99 yıl sürmüştür.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (9)


Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (8)

Yazar: sogukkanli2-07-2007, 16:17, Gösterim: 623

0
Yalova Atatürk Köşkü

Çağlar boyunca bir yerleşim merkezi olan Yalova, bugün Termal olarak anılan kaplıcalarıyla ünlenmiş ve gözde bir tedavi merkezi haline gelmiştir.
Sultan Abdülmecit'le beraber küçük oranda yeni yapılaşmalara sahne olmuş Yalova ve Termal, Atatürk'ün büyük ilgisiyle daha bir önem kazanmış, tedavi edici doğal kaynakları ve yeşil çevresiyle yepyeni bir çehreye kavuşmuştur.
Yerini kendisinin seçtiği ve yapımı 1929 yılında başlayarak kısa sürede biten Atatürk köşkü, Cumhuriyet Dönemi Mimarimizin erken örneklerindendir. Köşkün hemen yakınındaki yapı cumhuriyetten önce yapılmış, sonradan restore edilerek kullanılmış Atatürk'ün en yakın arkadaşlarına ve Yaverine tahsis edilmiştir.


Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (8)

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (7)

Yazar: sogukkanli2-07-2007, 16:15, Gösterim: 915

0
Yıldız Sarayı Şale

Yıldız Sarayı ve çevresi, son yıllarda İstanbul halkının yaşamında yeni bir ağırlık kazanmış bulunmaktadır. Daha önce, çevreleriyle birlikte özenle yeniden düzenlenen Malta Köşkü'nün kazandırdığı yoğunluğa Şale'nin eklenmesiyle, Yıldız Sarayı eski bütünlüğüne ulaşma yolundadır. Ayrıca Şale'nin büyük önem taşıyan bahçeleri ve seraları tümüyle yeniden düzenlenmektedir. Bu arada bilim adamları ve uzmanların, ayrıntılı çalışmalarıyla, Şale'nin müze-saray niteliği daha da güçlenmektedir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (7)





Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (6)

Yazar: sogukkanli2-07-2007, 16:12, Gösterim: 784

0
Maslak Kasırları

Maslak'tan Ayazağa Köyü'ne giden yolun solundaki Haznedar Çiftliği içinde yer alan çok özel bir biçimde ele alınan Maslak Köşkleri'nin bulunduğu çevrede ilk yapılaşmaların Sultan II. Mahmut döneminde (1808-1839) başladığı ve bu bölgenin, Sultan II. Abdülhamit'in veliahtlığı döneminde bir av ve dinlenme yeri olarak önemini koruduğu bilinmektedir. Bu sıralarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir hareketlilik kazandıran Maslak Köşkleri'nin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldıkları kesin olarak bilinmemekte, ancak büyük bölümüyle Sultan Abdülaziz döneminde yaptırıldıkları sanılmaktadır. Kasr-ı Hümayûn, Mabeyn-i Hümayûn ve Limonluk'u, Çadır Köşkü ve Paşalar Dairesi bu yapılar grubundan günümüze kadar ayakta kalabilen bölümlerdir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (6)

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (5)

Yazar: sogukkanli2-07-2007, 16:09, Gösterim: 610

2
Ihlamur Kasrı

Beşiktaş'taki "Ihlamur Kasrı ve Bahçesi" terkedildiği izlenimini veren durumdan hızla kurtarılarak 29 Kasım 1985'te ziyarete açılmış ve başta çevre halkı ve okulları olmak üzere tüm eğitim kuruluşları için yeniden düzenlenmiştir.

Bugün, çevresinin gürültü ve karmaşasından kendini yüksek duvarlarla koruyan Ihlamur Kasrı çok eskilerden bu yana Ihlamur Mesiresi adıyla anılan bir dinlenme alanının içinde kurulmuş iki yapıdan oluşur. Havuzlu Ihlamur Mahalli, Muhabbet Bahçesi ve Hacı Hüseyin Bağı adlı üç bölümden meydana gelen bu dinlenme alanının, Sultan III. Ahmet döneminde (1703-1730) bir "hasbahçe"ye dönüştürüldüğü, I. Abdülhamit (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerindeki düzenlemelerden sonra XIX.'ncu yüzyılın ilk yarısında Sultan Abdülmecit'in de ilgisini çektiği bilinmektedir. Sultan burada bulunan sade bir bağ evine sık sık gelerek dinlenir, bazı konuklarını, bu arada ünlü Fransız şairi Lamartine'i burada kabul ederek görüşürdü. Daha sonra da bu sade ve küçük kasrın yerine 1849-1855 yılları arasında, bugün bulunanları yaptırdı. Yapılardan biri Merasim Köşkü (törenler için düşünülmüş ve kullanılmıştır.) öbürüyse Maiyet Köşkü (Sultanın maiyeti, kimi zaman da haremi için kullanılmıştır) adlarıyla anılmış, ikisine birden de Ihlamur Kasrı (ya da kasırları) adı verilmiştir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (5)

Kategori: Türkiye » Türkiye Tanitimi

 
Geri İleri