AnaSayfa


Duyurular:

www.BakuTurkleri.com
• Sitemize Hoş Geldiniz


Duyuru ve ilan vermek için
• lütfen bizimle iletişime geçiniz


Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Değerli Ziyaretçimiz, Sitemize Kayıtsız Kullanıcı olarak giriş yaptınız. Sizi Sitemize KAYIT OLmaya davet ediyoruz.
  • Yazı Tipi --
  • Yazı Tipi normal
  • Yazı Tipi ++

Özel Arama
Arama
Bulunan Sonuç(lar): 55 Makale || (Görüntülenen Sonuç(lar) 1 - 20) :



çin danışmanlık akyol dış tic
Tarih: 24 Mart 2010 | 1

Çinde ticaret yapmak-çinden mal almak çine ithalat ihracat yapmak-çin ile ilgili tüm işlerimizde, Çin Danışmanlık firmalarına mecburmuyuz
çin danışmanlık. Resmi İşlem ve evrakların Takibi. By admin on Şubat 2nd, 2010 | No Comments Comments. Resmi İşlem ve evrakların Takibi,fiyat araştırması ürün takibi fabrika ziyaretleri ,danışmanlık ,tedarik ve ürün kontroluyle tüm iş adamlarına profesyonel hizmet vermekteyiz.




Kalori yakmanin 20 kolay yontemi
Tarih: 5 May 2007 | 2

Kalori yakmanin 20 kolay yontemi



Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan ya da spor yapmadan kilo verebilir misiniz? Evet. Hayat tarzınızı değiştirerek para hacamadan ve güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz


1- Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.

2- Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur.

3- Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz.

4- Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun.

5- Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu.

6- Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız.

7- Öğün aralarında yeme istedi doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor.

8- Ayakta hiçbir şey yemeyin.

9- Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın.

10- Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin.




Colun Gazabı 'Kum fırtınası '
Tarih: 5 May 2007 | 3

Colun Gazabı 'Kum fırtınası '


Sudan'ın Khartum kenti önceki gün bir çöl fırtınasını göğüsledi. Yüksekliği bin metreyi geçen ve 'habub' adı verilen ve halk arasında çölün Gazabı diye adlandırılan bu kum bulutları, birkaç saat içinde geçtiği bölgenin coğrafi yapısını değiştirebiliyor. Kum fırtınası sırasında dışarıda bulanan araçlar burndan en fazla nasibini alanlar oluyor çünkü fırtına aynı zamanda zımpara taşı görevi görerek boyalı ne varsa hepsinin boyasını çıkartarak pırılpırıl yapıyor.

Allahtan bizim ulkemiste boyle olaylar olmuyor cennet gibi bir ulkede yasiyoruz .Bunun kiymetini bilmemiz sizce gerekmez mi?




Blufftitler DX9 v6.14
Tarih: 20 May 2007 | 4

Blufftitler DX9 v6.14

Tanıtım:
Birbirinden güzel 3D resimler ve yazılar hazırlayabileceğiniz harika bir program. Üstelik içinde yüzlerce efekt barındırıyor.

Create dazzling 3D titles for your videos with BluffTitler DX9. Want to impress your friends and clients with cool 3D titles? But don't want to spend a fortune on professional 3D animation and video titling software? BluffTitler is the easiest way to add spectacular 3D text animations to your photos and videos! Other 3D programs always seemed too hard to learn and too expensive to justify. But thanks to BluffTitler, I can finally create all of the cool animations I only dreamed of before!




Giresun Tarihi
Tarih: 3 Haziran 2007 | 5

Giresun Tarihi Giresun Tarihi
Denize doрru uzanan ve karюэsэnda Doрu Karadeniz’in yegвne adasэnэn (Giresun adasэ, Aretias, Ares, Areos Nesos, Puga) bulunduрu bir yarэmadanэn ьzerinde yer alэr. Yarэmadadaki kale yerleюmenin зekirdeрini oluюturmuюtur. Eski adэ Kerasus olup bugьnkь adэ da bu kelimeye dayanэr. Kerasus’un civarda bol miktarda yetiюen kirazdan geldiрi rivayet edilir. Bir baюka kaynaрa gцre bu isim, yarэmadanэn denize doрru bir boynu gibi uzanmasэ dolayэsэyla eski Yunanca’da “boynuz” anlamэna gelen kerastan tьretilmiюtir.

Kaynaklarda adэ Kerasus, Kerasous, Cerasous, Chirizonda, Cerasonte, Kerassunde юekillerinde de geзen юehir Tьrk hвkimiyeti dцneminde bugьnkь sцyleniюiyle anэlmэюtэr.

Osmanlэ dцnemi Giresun’u hakkэnda en ayrэntэlэ bilgiler, XV ve XVI. yьzyэllara ait Trabzon sancaрэ tahrir defterlerinde yer alэr. Bu defterlerden en erken tarihli olanэna gцre 1486’ya doрru yerleюmenin kale iзinde ve hemen civarэnda olduрu, askerо vasfэn цn plana зэktэрэ bir юehir цzelliрi gцsteren Giresun 114 nefer, yirmi iki bоve (dul) hэristiyan nьfusa sahipti. Bunlar kaleyi tamir etmek, Giresun’dan geзen gemilere kэlavuzluk yapmak юartэyla her tьrlь vergiden muaf tutulmuюlardэ. Bu durum Osmanlэlar’эn юehri barэю yoluyla teslim aldэрэnэ gцsterir. Kalede muhafэzlar dэюэnda dцrt sivil mьslьmanэn adэ deftere kaydedilmiюtir. Giresun’un ilk mьslьman sivil sakinleri olan ve her biri eski timar sahibi bulunan bu юahэslar Зepni Ali, Зankэrэlэ Hamza, Эbrвhim, Оsв oрlu Ali idi. Kalede ise dizdar Kalkandelenli Yыsuf’un idaresinde otuz kadar muhafэz gцrev yapэyordu. Bu muhafэzlarэn bazэlarэnэn isimleri altэnda Niрbolu, Manastэr, Ьskьp, Sofya, Semendire, Selвnik, Kesriye ve Kefeli olduklarэna dair kayэtlar bulunmaktadэr. Bu rakamlara gцre юehirde 600-700 kiюinin yaюadэрэ tahmin edilebilir. Bunlarэn hepsinin kale iзinde oturup oturmadэрэ belli olmamakla birlikte kale dэюэnda sahile doрru uzanan evlerden ikamet ettikleri sцylenebilir.




Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (6)
Tarih: 2 Temmuz 2007 | 6

Maslak Kasırları

Maslak'tan Ayazağa Köyü'ne giden yolun solundaki Haznedar Çiftliği içinde yer alan çok özel bir biçimde ele alınan Maslak Köşkleri'nin bulunduğu çevrede ilk yapılaşmaların Sultan II. Mahmut döneminde (1808-1839) başladığı ve bu bölgenin, Sultan II. Abdülhamit'in veliahtlığı döneminde bir av ve dinlenme yeri olarak önemini koruduğu bilinmektedir. Bu sıralarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir hareketlilik kazandıran Maslak Köşkleri'nin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldıkları kesin olarak bilinmemekte, ancak büyük bölümüyle Sultan Abdülaziz döneminde yaptırıldıkları sanılmaktadır. Kasr-ı Hümayûn, Mabeyn-i Hümayûn ve Limonluk'u, Çadır Köşkü ve Paşalar Dairesi bu yapılar grubundan günümüze kadar ayakta kalabilen bölümlerdir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (6)




Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (10)
Tarih: 3 Temmuz 2007 | 7

Topkapı Sarayı


Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılan Topkapı Sarayı, Sultan Abdülmecid’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene Devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m.² lik bir alanda yer alan Saray’ın bugünkü alanı 80.000 m.² dir.
Topkapı Sarayı, Saray halkının Dolmabahçe, Yıldız ve diğer saraylarda yaşamaya başlaması ile birlikte boşaltılmıştır. Padişahlar tarafından terk edildikten sonra da içinde birçok görevlinin yaşadığı Topkapı Sarayı önemini hiç kaybetmemiştir. Saray zaman zaman onarılmıştır. Ramazan ayında padişah ve ailesi tarafından ziyaret edilen Mukaddes Emanetler Dairesi’nin her yıl bakımının yapılmasına ayrı bir özen gösterilmiştir.
Topkapı Sarayı’nın ilk defa, adeta bir müzeymiş gibi ziyarete açılması Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemine rastlar. O dönemin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eşyalar gösterilir. Bundan sonra Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eski eserleri yabancılara göstermek gelenek haline gelir ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) zamanında, ampir üslupta camekanlı vitrinler yaptırılır, Hazine’deki eski eserler bu vitrinler içinde yabancılara gösterilmeğe başlanır. Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) tahttan indirildiği sıralarda Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn’un Pazar ve Salı günleri olmak üzere halkın ziyaretine açılması düşünülmüşse de bu gerçekleşememiştir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (10)




AVC Tasarım Modelleme ve Animasyon Ltd. Şti.
Tarih: 20 Haziran 2009 | 8

Mimarlık ve inşaat firmalarına 3 boyutlu modelleme ve animasyon konularında çözüm ortağı olarak hizmet vermekteyiz.




Fosillerin yaşı
Tarih: 5 May 2007 | 9

Fosillerin yaşı




Fosilleşmek kolay bir şey değildir. Canlı organizmaların %99.9'un kaderi çürüme ve gübreye karışmakla sonuçlanır. Bir canlı öldüğü zaman sahip olduğu moleküller ya başka canlılar tarafından tüketilir ya da toprağa karışarak başka sistemlerin oluşmasına neden olur. Dünyanın kanunu budur. Başka canlılar tarafından tüketilmese de, bir canlının ölüdüğü zaman fosil olabilmesi %0,01 oranındadır. Fosilleşebilmek için canlının fosil oluşturabilecek bir "mekanda" ölmesi koşulu vardır. Denizde, gölde, su birikintilerinde ölmek, açık alanda ölmek, ya da daha sonra granitleşecek bir tabakada ölmek fosil oluşumu için uygun değildir.

Bir canlının fosil olabilmesi ve oksijene maruz kalmadan çürüyebilmesini gerektiren ortamlara ihtiyaç vardır. Bunlar da genellikle tortul kayaçlar olmaktadır.Böylece kemiklerdeki ve sert kısımlardaki ( nadiren yumuşak kısımlar da) moleküllerin yerlerini çözünmüş minerallerin alması ve orijinalinin taşlaşmış bir şekilde kayaçta kopyalanması mümkün olabilmektedir.Çok eski dönemlerdeki fosiller genellikle bu tür kayaçta kopyalanmış fosillerdir.Bazen de fosiller de yine benzer koşullarda, canlının öldükten sonraki sert malzemelerinin kayaç içinde taşlaşması şeklinde gerçekleşmektedir.

Yaş tayini konusunda pek çok yöntem vardır. En önemlisi Carbon 14 yöntemidir

ISTEEEEEEE




Vista yı kırmada yeni yöntem
Tarih: 8 Haziran 2007 | 10

Vista yı kırmada yeni yöntem


Çinli *****er'lar Windows Vista'yı kırmak için yepyeni bir yöntem geliştirdiler.

*****er'lar kıran kırana bir mücadele içinde Vista'yı tekrar tekrar kırmaya çalışıyorlar. Zaman durdurucu, BIOS emülasyonu, BIOS emülasyonu 2 derken 1.3 milyon Çinli içinden bir grup Vista için yeni bir ***** yöntemi geliştirmeyi başardı.

Hatırlayacağınız gibi hem CHIP dergisinde hem de burada Softmode ve VistaLoader gibi yöntemlerden bahsetmiştik fakat bu yeni yöntemin adı Vista Boot ve çok daha fazlasını vaadediyor.




Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (5)
Tarih: 2 Temmuz 2007 | 11

Ihlamur Kasrı

Beşiktaş'taki "Ihlamur Kasrı ve Bahçesi" terkedildiği izlenimini veren durumdan hızla kurtarılarak 29 Kasım 1985'te ziyarete açılmış ve başta çevre halkı ve okulları olmak üzere tüm eğitim kuruluşları için yeniden düzenlenmiştir.

Bugün, çevresinin gürültü ve karmaşasından kendini yüksek duvarlarla koruyan Ihlamur Kasrı çok eskilerden bu yana Ihlamur Mesiresi adıyla anılan bir dinlenme alanının içinde kurulmuş iki yapıdan oluşur. Havuzlu Ihlamur Mahalli, Muhabbet Bahçesi ve Hacı Hüseyin Bağı adlı üç bölümden meydana gelen bu dinlenme alanının, Sultan III. Ahmet döneminde (1703-1730) bir "hasbahçe"ye dönüştürüldüğü, I. Abdülhamit (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerindeki düzenlemelerden sonra XIX.'ncu yüzyılın ilk yarısında Sultan Abdülmecit'in de ilgisini çektiği bilinmektedir. Sultan burada bulunan sade bir bağ evine sık sık gelerek dinlenir, bazı konuklarını, bu arada ünlü Fransız şairi Lamartine'i burada kabul ederek görüşürdü. Daha sonra da bu sade ve küçük kasrın yerine 1849-1855 yılları arasında, bugün bulunanları yaptırdı. Yapılardan biri Merasim Köşkü (törenler için düşünülmüş ve kullanılmıştır.) öbürüyse Maiyet Köşkü (Sultanın maiyeti, kimi zaman da haremi için kullanılmıştır) adlarıyla anılmış, ikisine birden de Ihlamur Kasrı (ya da kasırları) adı verilmiştir.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (5)




TURK OLMAK
Tarih: 1 Ağustos 2007 | 12



Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde
bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan
evladı gibi. Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem
kaç asır geçmişte kalan ...

--------->






Şifrenin Sırrı İstanbul'da Mı?
Tarih: 5 May 2007 | 13

Şifrenin Sırrı İstanbul'da Mı?


Constantinus da, imparatorluk tacına oynayan komutanlardan mıdır?
- 1. Constantinus da böyle bir dönemde ortaya çıkıyor ve diğer iki kumandanla rekabet ediyor. Bu kumandanlardan biri süreç içinde bertaraf ediliyor ve Constantinus ile Licinius mücadelede baş başa kalıyor. Fakat bu dönem, müthiş baskı görmelerine ve acımasız işkencelerle öldürülmelerine rağmen, Hıristiyanlığın Roma içinde, gizlice yayılmakta olduğu bir dönem... Doğal olarak Hıristiyanlık, ordu içinde de yayılıyor!.. İşte, karşı tarafın ordusu içinde Hıristiyanların bulunduğunun farkında olan Constantinus, Hıristiyanlık'a göz yumar gibi görünerek, diğer tarafın askerini kendi cephesine çekiyor. Nitekim sonuçta Licinius Doğu'ya, İstanbul'a kadar çekiliyor, tutunamıyor; Asya yakasına geçiyor ve son savaş, Üsküdar'ın arkasındaki düzlüklerde yapılıyor. Licinius, orada kesin olarak yeniliyor ve öldürülüyor. Constantinus, tek başına imparator oluyor. Fakat "Constantinus gerçekten inanmış samimi bir Hıristiyan mıdır?" diye sorarsanız, bunun objektif tarihçiler tarafından incelenmesi gerektiğini söylerim!

- Ve Constantinus'un imparatorluğuyla Dan Brown'un kitabındaki 'pagan dişi tanrılardan, erkek tek tanrıya yöneliş' dönemi başlıyor... Constantinus, imparator olarak nelere imza atıyor? - Önce Constantinus'un Hıristiyanlar nazarında 'Azizlerin azizi' olarak ilan edildiğini söylemek lazım. Constantinus ve annesi Helena her yerde aziz ve azize olarak geçerler. Ne de olsa Constantinus, Hıristiyanlığı, artık takip edilmeyen serbest bir din haline getiriyor. Hatta İstanbul'da adına bir kilise yapılıyor: Aziz Constantinus Kilisesi.

ÇEMBERLİTAŞ'IN KAİDESİ
- Nerededir bu kilise?
- Edirnekapı'da küçük bir kilisedir. Constantinus, 330 yılında da İstanbul'un açılış merasimini yapmış, İstanbul'u yeniden kurmuştur. O zamanki şehrin ortasına bir forum, meydan yaptırmış ve bunun ortasına da bir anıt diktirmiştir. Bugün, Çemberlitaş denilen anıt... Bunun üzerine de güneşi selamlayan Apollon olarak kendini tasvir ettirmiştir.

- İşte bu noktada, yine Da Vinci Şifresi'ne dönmek istiyorum. Kitapta, Hıristiyanlık tarihinin en önemli sembollerinden biri olan 'Kutsal Kase'nin Magdalalı Meryem olduğu iddiası da yer alıyor. Bu iddia, Hıristiyan dünyasında fırtınalar kopardı! İstanbul'un tarihine dönersek ise, 'Kutsal Kase'nin Çemberlitaş'ın kaidesinde olabileceği söylentisi, yıllardır bir şehir efsanesi olarak dillendiriliyor.

- Efsaneye göre, Çemberlitaş'ta dikilen anıtın altına bir odacık inşa ediliyor. O odacığa da, Hıristiyanlık'ın birtakım kutsal eşyaları, Constantinus'un annesi Helena tarafından Kudüs'ten getirilerek konuluyor. Ancak Osmanlı döneminde Çemberlitaş'ı ayakta tutabilmek için alt kısmına taştan bir kılıf giydirilmiş ve odanın girişi kalmamıştır. Ne var ki buna rağmen, bazı maceraperestler çevredeki dükkanları kiralayarak, yer altından tüneller açmak suretiyle içeri girmeyi denemişlerdir. Bu denemelerin biri de 1928-29 yıllarında, Vett adında bir Danimarkalı ve Ernst Mamboury adındaki bir İsviçreli tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu kişiler civardan bir dükkan kiralamış, tünel açarak Çemberlitaş'ın altına girmeye çalışmış fakat başarılı olamamışlardır. Ne var ki Mamboury orada bir şey keşfettiğini söylüyor: "Toprak yumuşaktı ve toprak altında çürümüş bir elektrik kablosu vardı" diyor.

- Dolayısıyla, daha önce de aynı senaryo tekrarlanmış!..
- Evet... Bakın zamanında, orada gerçekten kutsal eşyalar varsa bile, bugün bulunabilmesine imkan ve ihtimal yoktur. İstanbul 1204 yılında Haçlılar tarafından işgal edilmiştir. İşte bu işgal sırasında, başta kilise eşyası olmak üzere, kutsal eşyalar toplanmış ve bu şövalyeler tarafından kendi memleketlerindeki kiliselere götürmüştür.

- Sonuç olarak?
- Diyelim ki, Kutsal Eşya, Çemberlitaş'ın kaidesindeydi... O dönemde, Çemberlitaş'taki anıtın dışındaki kılıf da olmadığına göre, muhtemelen bu kaidedeki oda da şövalyeler tarafından yağmalanmıştır!..

- Constantinus'un tüm bu icraatlarıyla, imparatorluk sınırlarında pagan tanrıları silerek tek tanrılı Hıristiyanlığı getirdiğini söylemek yanlış olmaz, değil mi?

- Tabii paganizmanın kırıntıları, imparatorluğun içinde yaşamaya devam etmiştir. Bakın, Hz. İsa'nın fiziksel özelliklerine ilişkin bir bilgi yoktur. Halbuki Hz. İsa, genç, yakışıklı bir delikanlı olarak tasvir edilmiştir. Örneğin "İyi Çoban" tasviri de bu doğrultudadır. Halbuki doğrudan doğruya Apollon'u İsa'laştırmışlardır! Nitekim Meryem de, zaman zaman Diana ile, Artemis ile kaynaşmıştır. Ayrıca şunu da eklemek istiyorum ki, Constantinus'un vaftiz olduğu bile şüphelidir!..

- Yazar, kitapta Constantinus'un gerçekten inanmış bir Hıristiyan olup olmadığına dair kuşkularını açıkça ifade ediyor. Siz de röportajımızda sık sık tüm bunların politik adımlar olabileceğine dair şüphenizi ifade ediyorsunuz. Ne var ki Constantinus döneminde kilise yapımına izin verildiği de bir gerçek. Nitekim Ayasofya'nın ya da bir başka deyişiyle Hagia Sophia'nın, ki Dan Brown'un kitabının kadın karakterinin adı da Sophie'dir, fikren mimarı da Constantinus, değil mi?

- Fikren mimarı olabilir, ancak Ayasofya oğlu zamanında bitirilmiştir. Zaten inşa edilen Ayasofya da bugünkü Ayasofya değildir. Ahşap çatılı, uzunca bir yapıdır. Yangında yok olmuştur. Yeniden inşa edilmiş, fakat ikinci kez yanmıştır. 6. yüzyılda, İmparator Jüstinyanus, bugünkü Ayasofya'yı yaptırmıştır.

- Peki ya Ayasofya adını irdelersek?..
- Doğrudan doğruya, kutsal hikmete ithaf edilmiş bir kilisedir. Tanrı'nın, "Ol" sözüyle oluşan İsa'yı ifade eder. Tanrı, "Ol" demiş, Hz. Meryem'in kulağından girmiş ve onun üzerine İsa dünyaya gelmiştir. Hıristiyanlar buna inanır. İşte bu kutsal sözün eser olarak simgelenmesidir Ayasofya.


'Sion tarikatı, Bizans'ta da mevcuttur!'

Da Vinci Şifresi, şimdi de sinemalarda. Peki, Dan Brown'un fenomen haline gelen kitabından sinemaya uyarlanan şifrelerin 'bizim topraklara' dek uzandığını biliyor musunuz? İsa evlenmiş ve çoluk çocuğa mı karışmıştır?...

Dan Brown'un, şimdi de sinemalarda fırtına koparan eseri Da Vinci Şifresi bir cinayetle başlar. Cinayetin çözüm sürecinde ise İsa'nın evlenmiş ve soyunun yürümüş olduğu düşüncesi savunularak Hıristiyan dünyasını karıştıran tez ortaya atılır. Kitabın sürprizlerinden biri de, Leonardo da Vinci'nin, S. Maria delle Grazie Manastırı için yaptığı Son Akşam Yemeği adlı freskte, İsa'nın yanında oturan kişinin Havari Yuhanna değil; Magdalalı Meryem (Maria Magdalena) olabileceği ve Magdalalı Meryem'in İsa'nın eşi olduğu iddiasıdır.

İddiaya göre, Bizans İmparatoru 1. Constantinus, İznik Konsili sırasında, pagan toplumları Hıristiyanlık'a çekebilmek için İsa'yı tanrılaştıran anlayışın desteklenmesini ve 'bazı gerçeklerin' perdelenmesini sağlamıştır. İşte bu gerçeği ortaya koyacak belgeler, Sion tarikatı tarafından korunmaktadır. Ayrıca, Hıristiyanlık tarihinin en önemli simgelerinden biri olan 'Kutsal Kase', aslında bir dişiyi, Magdalalı Meryem'i gelemektedir. Kitabın Hıristiyan dünyasını karıştıran en tartışmalı özelliği ise, hikayenin kurgusu içinde cinayetlerin, Papa 2. Jean Paul döneminde gücünü arttırdığı bilinen 'Opus Dei' tarikatının üyelerine işletilmesidir!..
Peki ama Da Vinci Şifresi, bize ne kadar uzak, ne kadar yakındır?

Kitapta adı geçen ve tarihte 'İstanbul'un kurucusu' olarak bilinen 1. Constantinus kimdir? 'Kutsal Kase', kitapta her ne kadar bir dişiyi temsil ediyorsa da, bir şehir efsanesi olarak dillendirildiği üzere, 1. Constantinus döneminde diğer kutsal eşyalarla beraber İstanbul'a getirilmiş midir? Peki ya Bizans'ta Sion tarikatı etkili midir? İşte biz, Dan Brown'un 'kurgu' eserinden yola çıkarak bu ve takip eden soruları Bizans tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice'ye yönelttik; Eyice ise bize tarihi 'gerçekleri' anlattı.

- Dan Brown'un Da Vinci Şifresi adlı eserinde adı geçen imparator 1.Constantinus kimdir?
- 'Büyük Constantinus' olarak da bilinen 1. Constantinus, Roma ordusunun Balkanlı bir kumandanıdır. Roma, bu dönemde, imparator biraz zayıflamaya görsün, isyanın patladığı ve ordunun, başındaki kumandanı imparator ilan ettiği bir yapıya bürünmüştür.




İNEGÖL BAZA AVRUPA da BAYİLİKLER VERECEKTİR.
Tarih: 15 Ağustos 2010 | 14

^^ özenti değil yaşantınız olsun^^^^do not wannabe your life^^
Sometimes PROFILE TYPE OF HOTELS Bases

( Baza imalatı Toptan ve Parakende Satış)
Wholesale and Retail Sales Production Bases

İNEGÖL de bulunan Firmamız Ekonomik Standart Lüks BAZA çeşitleriyle Kaliteli BAZA imalatı Yapmaktadır.




Gıda ve kimyager mühendisi
Tarih: 9 Mart 2010 | 15

Azerbaycanda firmada yönetici olmak,Önemli kararlarda yer almak, lider olmak istemem.Sonuç odaklı olmam, hızlı karar almam.Bilimselmakale ,bilişim,spor,müzik,sanatsal faaliyetlere katılmak zevklerim arasındadır.




Osmanli HoŞgÖrÜsÜ
Tarih: 5 May 2007 | 16

Osmanli HoŞgÖrÜsÜ


Belgeleriyle Osmanlı hoşgörüsü
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, yaklaşık 600 yıl 3 kıtada çeşitli milletlerden insanları barış içinde bir arada tutan Osmanlı hoşgörüsü ve adaletinin belgelere yansıyan örneklerini, ''Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak'' adlı kitapta topladı.

Kitapta yer alan belgelere göre, Batılıların ''Muhteşem Süleyman'' olarak tanıdıkları Kanuni Sultan Süleyman, 1560'da beylerine, ''Her türlü vergiyi sadece kanunlar çerçevesinde toplattırasın. Hiçbir kimseye fazladan bir akça dahi aldırtmayasın'' emrini verirken, 2. Abdülhamid, 1894'te binlerce kilometre uzaklıktaki Amerika'da orman yangınlarından zarar görenlere 300 lira yardım gönderdi. Abdülaziz, Sivas'tan Rusya'ya göç eden 30 kadar Rum ailenin tekrar Osmanlı devletine dönmek istemeleri üzerine yol masraflarının karşılanması için emir verirken, Genç Sancağının Akçasırt Köyünden 13 Ermeni eşkıya, pişmanlıklarından dolayı 2. Abdülhamit tarafından affedilerek iskan edildi.

FATİH'İN HOŞGÖRÜSÜ...
Batılılara Osmanlı hoşgörüsünü ilk tanıtan padişahlardan Fatih Sultan Mehmet, 4 Nisan 1478 tarihli Bosna ruhbanlarının dini hayatlarını serbestçe sürdürebilmeleri hakkındaki fermanında şöyle seslendi: ''Ben ki, Sultan Mehmed Hanım... İhsan edip Bosna rahiplerine buyurdum ki; Kiliselerinizde korkusuzca ibadet ve memleketimizde korkusuzca ikamet edin. Ne vezirlerimden ne de halkımdan kimse bunları incitmesin ve rencide etmesin. Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a ve kuşandığım kılıca yemin olsun ki, canları, malları ve kiliseleri bana itaat ettikleri sürece güvencem altındadır.'' Fatih Sultan Mehmed, Kudüs ruhbanlarının dini hayatlarını serbestçe sürdürebilmeleri hakkındaki 29 Eylül 1458 tarihli fermanında da şöyle emir verdi: ''Makamıma gelip yüz sürerek ellerinde mevcut olan Hz. Peygamber ve Hz. Ömer'den bu yana Kudüs-ü Şerif'teki Hz. İsa'nın doğduğu Beytüllahm Kilisesi, Kamame Kilisesi v.b. kutsal mekanlar ile ilgili sahip oldukları hak ve imtiyazları yeniden talep eden Kudüs Rum patriği Atnasyos ve ruhbanlarına aynı imtiyazları verdim. Bunları kimse rencide etmesin. Kim ki, bu hükmün feshini murad ederse Allah'ın ve Resulünün hışmına uğrasın.''




Dört Yapraklı Yonca nın Hikayesi
Tarih: 5 May 2007 | 17

Dört Yapraklı Yonca nın Hikayesi


Dört yapraklı yonca bütün kültürlerde iyi şansın sembolü olarak kabul edilir. Hıristiyanlık inanışında Havva'nın cennet bahçesinde elinde dört yapraklı yonca ile dolaştığı kabul edilir. Yoncaya çok daha eski kültürlerin batıl inançlarında da rastlanıyor. İrlanda efsanelerinden ve Sezar zamanından kalma yazılardan bu inanışın kökeninin İngiltere'ye, Galler'de yaşayan Keltler'e kadar uzandığı anlaşılıyor.

Bu toplumda Druid adı verilen bir grup, Güneş'e tapıyor ve ayinlerini yılda birkaç kez, Galler'in sık meşe ormanlarında toplanarak yapıyorlardı. Bu sırada kişiler arasındaki anlaşmazlıkları da sorgulayarak çözüm yolları buluyorlar, ölümcül derecede hasta olanlar ve çıkması beklenen bir savaşta ölüm tehlikesi ile karşılaşacak olanlar için insan kurban ediyorlardı.




Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (1) bakalım sığacakmı siteye
Tarih: 2 Temmuz 2007 | 18

Dolmabahçeden görüntüler

Dolmabahçe Sarayı'nın bulunduğu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Boğaziçi'nin büyük bir koyuydu.
Osmanlı Kaptan Paşalarının gemilerini demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bataklık haline gelmiş ve 17'nci yüzyıldan itibaren başlayarak doldurulmuş, padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir "hasbahçe"ye dönüştürülmüştü. Bu bahçede, çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı.

Beşiktaş Sahil Sarayı, Abdülmecit döneminde (1839-1861), kullanışsız olduğu gerekçesiyle ve 1843 yılından itibaren bölüm bölüm yıktırıldı. Aynı yıllarda, Dolmabahçe Sarayı'nın 15.000 m2'lik bir alanı kaplayan temelleri, meşe kazıklar ve ağaç hasırlar üstünde yükselmeye başladı.

Yapımı, çevre duvarları ile birlikte 1856'da bitirilen saray 110.000 m2'yi aşan bir alan üstüne kurulmuş ve ana binası dışında onaltı ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane, mefruşat dairesi ve işliklere kadar uzanan bir dizi içinde, çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır.

Ülkemizdeki Saraylar ARşivi (1) bakalım sığacakmı siteye







Azerbaycan'da Gül'e sevgi seli
Tarih: 7 Kasım 2007 | 19

Cumhurbaşkanı Gül, Bakü ziyaretinin ikinci gününde Azerbaycan Milli Meclisi'ne hitap etti. Gül, salona girişinde ayakta alkışlandı. İşte kardeş iki ülke için anlamlı kareler:

07 Kasım 2007 15:07

Azerbaycan'da Gül'e sevgi seli


Konuşmasında Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin geldiği iyi duruma değinen ve iki ülkenin önemli bölgesel projelere imza attığını anlatan Gül, gerçekleştirilmeyi bekleyen daha büyük projeler bulunduğunu söyledi.

Türkiye ve Azerbaycan'ın Ermenistan ile yaşadığı sorunlara da değinen Gül, şunları kaydetti:

''Türkiye, Ermenistan Cumhuriyeti'ni 16 Aralık 1991'de tanımıştır. Karadeniz'e sahili olmadığı halde Ermenistan'ı...




Metrekareye 6000 Mermi
Tarih: 5 May 2007 | 20

Metrekareye 6000 Mermi


Türkiye’ye Japonya’dan bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektiği kadar da ikili işbirliği gerçeklestirecek.
Işler buraya kadar çok iyi...

Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra Bakanlıkta toplanırlar. Heyetin hakkımızdaki tespiti
ilginçtir: "Sizin çocuklarınızda milli şuur yok".

Bizimkiler şaşırır! "Bizim çocukların damarlarındaki kan milli duygumuzun
kaynağıdır." Yine de fazla ses çıkarmazlar! Ne de olsa misafirdir! Bizimkiler sorar, "Peki, Sizin gençlerinizde milli şuur var mıdır?

Japon uzmanları anlatmaya başlar:
Biz gençlerimize ilkokula başlamadan "şok testler" uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan da geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek bir şok olurlar.

« Geri 1 2 3 ileri »


Giriş




Anket


Hepsi
Firma Rehberi(Azerbaycan ve ilgili firmaların kaydı ilanları vs.)
Chat(sohbet ve Arkadaşlık sistemi)
Oyun Salonu(online oyunlar)
Emlak(Satılık & kiralık emlak ilanları)
Galeri
İlanlar (iş,eleman,ikinciel vs.)
online(Alışveriş)


Reklamlar


Son 10 Yorum

» Gönderen:
Haber:
Rusça Öğreniyorum & Rusça-Türkçe iltifat cümleleri
» Gönderen:
Haber:
AZMIU - İnşaat mühendisliğini kazandım yardım Lütfen...
» Gönderen:
Haber:
Bakü'de üniversite koşulları - ev durumları - vs. bilg ...
» Gönderen:
Haber:
AZERBAYCANIN OXFORDU KAFKAS UNIVERSITESI!!!
» Gönderen:
Haber:
BAKU DEVLET UNIVERSITESI--Bakü Devlet Üniversitesi
SoftNull Group WaReZ

Daha

 

Takvim

«    Eylül 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 

Reklamlar