Konuları Sırala: Yayımlanma Tarinine Göre | Reytinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabeye Göre

canakkale savasinda neden zehirli gaz kullanilmadi..

Yazar: fucar29-04-2007, 04:01, Gösterim: 547

6
canakkale savasinda neden zehirli gaz kullanilmadi..



Maskeli İngiliz Askerleri


Çanakkale Savaşları yüzyılın son centilmen savaşları olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme savaş ahlâkı ve kuralları açısından bakıldığında sonuna kadar doğrudur. Birinci Dünya Savaşı'nın diğer cephelerine ve bundan sonra günümüze kadar yapılan savaşlara bakıldığında neden bu savaşların "centilmence" yapıldığı anlaşılabilmektedir.

Çanakkale Cephesi'ne çıkarma yapan müttefik askerleri karşılarında yamyam ve barbar Türkleri bekliyorlardı. 25 Nisan gününden başlayarak kanlı savaşların yaşandığı bu cephede kısa sürede başarı sağlanamayınca Müttefik Kuvvetleri sekiz buçukay sürecek maceralarına başlamışlardı. Her geçen gün Türklerle Müttefik askerleri arasındaki ilişkiler artıyor, birbirlerini tanımaya başlıyorlardı.


Her iki taraf askerleri de zafer için bulundukları bu topraklarda, karşılarındaki askerlerin de kendileri gibi insan olduğunu, öldüklerini, ölürken acı çektiklerini, kan döktüklerini ve kısacası farksız olduklarını anlıyorlardı.

Başlangıçta Müttefik askerleri için, Türklere esir düşmek korkulu rüya idi. Esir düşerlerse Türklerin onlara neler yapabileceklerini hayal bile edemiyorlardı. Zaman geçtikçe yaşanan olaylar bu düşünceleri siliyordu. Yaralı müttefik askerlerine Türklerin gösterdiği ilgi, esirlere yapılan iyi muamele ve Türklerin dürüst savaşçılar olması müttefik askerlerinin bu düşüncelerini tamamen değiştirmişti.

Gazeteci C.E.W.Bean, 10 Kasım 1915'te defterine "Türkler: Yaşamın Güzel Yanları" başlığıyla, siperlerdeki bu ilginç durumu şöyle anlatıyor. :

"Son zamanlarda Türklerle iyi iletişim kuruyorduk. Siperlerine, Mısır'daki Türk savaş esirlerinden gelen ve çok iyi bakıldıklarını anlatan mektuplarıyla, sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteren fotoğraflarını atmıştık. (Gerçi bizim askerler bunu yapmamızı pek istemiyor ama...) Her neyse, karşıdan şu yanıtı aldık: "Sadaka ile yaşayan bir adam, domuzun, lanetin tekidir. Karnımız tok olduğu gibi yedek yiyeceğimiz de bol. Ellerimizde tüfeklerle hazırız. İngilizlerin çok silah ve cephanesi olabilir. Ancak, bizim de süngülerimiz ve inancımız var. Eğer iddia ettiğiniz gibi büyük bir millet iseniz, neden üstün ilkeler doğrultusunda hareket etmiyorsunuz da, başkalarının aklını çelerek sadakatlerini bozmaya çalışıp alçalıyorsunuz?...

Çok asilce bir cevap! Bu tür çabaları yoğunlaştırıp, Türklerin teslim olmalarını sağlayabiliriz sanıyordum. Kaldı ki onlar da -ya da Almanlar-, benzer yöntemleri bizim üzerimizde denemişlerdi."

"Üç hafta kadar önce, Türklerin üç günlük bir bayramı vardı. Bizim siperlere, üzerine silinmez kalemle ve aceleyle şunlar yazılı iki paket sigara attılar: Prenez, fumez avec plaisir notre heureux énnemis. (Alın, afiyetle için mutlu düşmanlarımız)

Karşılığında biz de onlara, konserve sığır eti yolladık. Paketi, üzerinde "Bully beef non" (sığır bifteği istemeyiz) mesajı yazılı olarak geri yolladılar."

Avustralyalı bir albay ise, Ekim ayı sonunda ülkesine yolladığı mektupta, "Siperlerdeki Yaşam ve Türkler" başlığı altında durumu şöyle dile getiriyor:

"Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence, zulüm ve dumdum kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Geçen gün, yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler. Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya bırakıp bize haber verdiler. Burada hiçbirimizin, Türklere karşı büyük bir düşmanlık beslediğini sanmıyorum..."

Öte yandan, Çanakkale Cephesinde Müttefiklerin en çekindiği şeylerden bir, Türklerin zehirli gaz kullanma olasılığıydı. Genel olarak yüksek noktaları tuttukları için ve rüzgar da uygun estiği zaman, zehirli gaz kullanılması çok büyük can kaybına yol açabilirdi. Almanların elinde bu gazdan bulunduğu biliniyordu. Batı Cephesi'nde, Fransa'da kullanmışlardı da...Özellikle İngilizlerin, zehirli gaz kullanımından endişe ettiği ve askerlere gaz maskesi dağıtıp, olası bir tehlikede neler yapılması gerektiği konusunda özel eğitim verdiklerini öğreniyoruz.

Ancak Türk subay ve komutanları, Almanların isteğine ve önerisine karşılık bu yöntemi, "mertçe ve adil" bulmayıp, savaş kurallarına da aykırı olacağı gerekçesiyle onaylamamış ve zehirli gazı, savaşın son gününe kadar kullanmamışlardır.

Kategori: Genel Kültür » Şanlı Tarihimiz

 

Edirne'nin Ötesinde Bıraktıklarımız

Yazar: BcErCaN25-04-2007, 00:24, Gösterim: 565

1
İslam olmaları sayesinde Türkler kendilerini tarih sahnesinde üstün millet
olarak devam ettirmenin de bir yolunu buldular. Öbür yandan İslam aleminde
Türklerin katılmasıyla taze bir kan ve can buldu. Türkler İslam’ı kendileri
için milli bir din haline getirdiler, bütün benlik ve samimiyetleriyle bu dine
sarılarak 11. yüzyıldan itibaren İslam Dünyası’nın bütün düşman kuvvetlere
karşı korunması işini tek başına yüklendiler. İslamiyet devrine kadar Türkler
her türlü yüksek meziyete sahip olan, fakat henüz dünyada kendi yerini tam
bulamamış olan bir milletti. İslam, onun yolunu aydınlatan bir ışık oldu ve
Türk milleti bu ışığı takip ettikçe hep yükseldi.
Prof. Dr. EROL GÜNGÖR

Edirne'nin Ötesinde Bıraktıklarımız

Kategori: Genel Kültür » Hepimiz Türküz

 

Azerbaycan

Yazar: BcErCaN25-04-2007, 00:10, Gösterim: 651

1
Azerbaycan
Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlığa kavuşması beraberinde
bazı sorunları da getirdi. Ekonomik, siyasi ve askeri açıdan sorunlarla
dolu olan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin tek çıkış yolu Türkiye’nin
önderliğinde Türk Birliği’nin yeniden tesis edilmesidir. Bu birliktelik
21. yüzyılda önce Balkanlar ve Ortaasya’ya daha sonra tüm dünyaya
yeniden nizam verecektir.

HARUN YAHYA


Türk Birliği'ne inanıyorum, onu görüyorum."


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

AZARBEYCAN

Kategori: Genel Kültür » Hepimiz Türküz

 

KAFKASLAR VE ORTA ASYA

Yazar: BcErCaN24-04-2007, 23:25, Gösterim: 462

0
KAFKASLAR VE ORTA ASYA


"Türk Birliği'ne inanıyorum, onu görüyorum."

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



KAFKASLAR VE ORTA ASYA

Kategori: Genel Kültür

 

Türk Milli Kültürünün Temeli

Yazar: BcErCaN24-04-2007, 23:04, Gösterim: 719

0
Türkler milli, İslami ve insani duyguların ahenkli bir terkibi sayesinde bir dünya
nizamı davasına bağlanırken bu esaslara göre Allah'ın cihan hakimiyetini
kendilerine emanet ettiğine inanıyorlardı ve bu emanete saygı göstermek
suretiyle de bir hanedan, bir sınıf ve zümrenin veya sadece bir milletin
değil, hüküm sürdükleri bütün kavim ve dinlerin hamisi olduklarını
düşünüyorlardı. Türk Cihan Hakimiyeti ve nizamının milletlerarası bir
mahiyet alması, İslami ve insani esaslar dahilinde tekamülü
bu sayede mümkün olmuştur.

Prof. Dr. OSMAN TURAN
Türk Milli Kültürünün Temeli

------------------------>

Kategori: Genel Kültür » Hepimiz Türküz

 

Ortadoğuya Barışı Getirmek

Yazar: BcErCaN24-04-2007, 22:49, Gösterim: 630

1
Osmanlı sonrasında Ortadoğu'da kalıcı bir düzen ve istikrar oluşturulmamasının
nedeni, sömürgecilerin bunu yapabilecek bir güce sahip olmamaları değil, bunu
yapmak için gerekli olan stratejik anlayışa sahip olmamalarıydı. Tıpkı Balkanlar ve
Orta Asya'da olduğu gibi, Osmanlı sınırları içinde yeralan Ortadoğu'da Osmanlı
hakimiyetinin sona ermesiyle birlikte barış ve güvenlik yerini, baskı,
şiddet ve karmaşaya bırakmıştır.
HARUN YAHYA


Ortadoğuya Barışı Getirmek


"Türk Birliği'ne inanıyorum, onu görüyorum."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



ORTADOĞU'YA BARIŞI GETİRMEK

Kategori: Genel Kültür » Hepimiz Türküz

 
Geri İleri