0
Aslında çekilen acıyı düşünürsek kimin kimden fazla acı çektiğini bilemem ama herkesin kopma noktasına geldiği acılar çektiği kesin. Bence annesi ölen biri ile bebeği kırılan bir çocuğun ağlamasında fark yok. İkisininde kalbi acıyor ve ikiside artık biliyorki hayataki sürpriz yumurtaların içinde herzaman oyuncak yok. Artık çocuğun başka bir oyuncağı kırldığında ağlamıcak çünkü biliyoki artık hayat ona daha fazla acıyı tabak içerisinde yine sunacak. Annesi ölen genç ise artık ölümün verdiği acıyı bildiği için tanrının yeni sürprizlerini beklemek için köşesine çekilmelidir. Doğarsın büyürsün seversin kazanırsın ama herzaman ağlarsin. Çünkü hiç bir mutluluk insana sonuna kadar yaşaması için verilmez. Geçici bir acı diye bir cümle duymadım ama geçici mutluluklar insanın herzaman karşısına çıkar ve bunu kaybetmemek için uğraşanların önüne ise kader çıkar.
Şimdi bunu okuyanlar diyordur” ozaman yaşamayalım ölelim”. Tanrı onuda düşünmüş ve günahı yaratmış ve zaten dünyada yaşamayı başaran kullarını bile cennetine seçerek alırken intahar edenleri ise cehenneme hapsetmiş ve karşılık koymuş yani ölmeyede izin yok tanrı onuda önceden düşünmüş. Tanrı cennetine kabul etmek için ona ibadet ister ve herkes o cennetin bir köşesini kıçını koymak için hayatı boyunca çalışır ve cennetin karşılığını bir kocaman kitaba yazmıştır. Peki tanrı bile bu karşılığı isterken insanın severken sevilmesini istemesi çok mu ? sadece bir cümle ve kitaba yazmamıza da gerek yok.