2
Nasılsın sevgilim… Uzun süredir seni göremiyor ve yazamıyordum… Evet tam bir hafta oldu. Hey bu süre uzun değil ki deme sakın. Seni göremediğim her an sinemada bir filmi patlamış mısırsız izlemek gibi geliyor bana. Sesini duyamadığım her an sanki sokakta hiç soğana gerek kalmadan ağlayabiliyorum. Sen bana aşkı öğrettin , sen bana menemeni öğrettin (sayende menemene yumurta atılacağını öğrendim çok sağol) , sen bana saklambacı öğrettin (sayende buzdolabına saklanmamayı öğrendim) sen bana öpmeyi öğrettin (Öpmeyle bir kızı hamile bırakamıyormuşum). Gördüğün gibi bana çok şeyler öğrettin. Senin öğretilerinle yaşıyorum. Seninle yaşadıklarımı hatırlayarak yaşıyorum. Hatırlar mısın bir gün sahilde dolaşıyorduk. Sen bir çocuk parkı gördün ve beni zorla oraya götürdün sonra da bir tahtrevalliye
bindik. Ne güzeldi di mi? Çocukluğumuza dönmüş şen şakrak idik. Sonra sen yere düşmüştün hani. Hala gülüyordun (Gerçi onun gülme değil de ağlaman olduğunu kafandaki yarılmayı görünce anlamıştım) ben de senin yazına uzanmıştım beraber sarılmıştık. Çocuk parkındaki kumların üzerinde uzanmıştık ve daha sonra da yuvarlanmaya başlamıştık. Ondan sonra nedense çocuklar tarafından kovulmuştuk. Kalesini mi ne yıkmışız çocukların. Daha sonra ben onlardan birine tokadı yapıştırınca aileleri de bize yumruklarını yapıştırmışlardı. Ne güzel günlerdi. Seninle el ele en romantik şekilde kaçmıştık oradan. Ya o teyzeyi karşıdan karşıya geçirmemiz yardımımızı istemeyen teyzeyi sen zorla tutarken ben de onu zorla kucağıma alıp karşıya geçirmiştim. Eee meğerse teyze zaten karşıya geçmişmiş ama olsun. Ne önemi var ki
önemli olan birbirimizi anlamamız değil mi? Seni çok seviyorum ve çok özledim. Ne olur sen de bana yaz ama mektup yaz. Yan dairemde oturuyorsun biliyorum ama böylesi çok heyecanlı oluyor…
Yazan: Emre
Alan : Elif Görüşürüz aşkım…



