BaküTürkleri.com » Genel » Pamuk Prenses, Haydi Temizlik Vakti ...

 
 
 

Pamuk Prenses, Haydi Temizlik Vakti ...

Yazar: KarolinaKardelen 10-04-2008, 10:55, Gösterim: 282

1

Ah o masallar ! Küçük bedenlerdeki masum zihinlere giren pembe iğneler. Yetişkin dünyasından, naif zihinlere verilen şekerlemeli şırıngalar. Gerçek dünyanın uçuk pembe gölgesi....

Masallarda büyüklerin dünyasının, küçük zihinlere dayatması vardır. Masallar gerçek dünyadaki herşeyin cicili bicili yansımasıdır. Sınıf ayrımı vardır, sınıf atlama vardır, işçi, köylü, patron, yöneten yönetilen tüm sosyal sınıflar masallarda vardır. Siz sınıfsız toplumu anlatan bir masal duydunuz mu? Masallarla, gizemli sandığımız hikayelerle en masum, en savunmasız olduğumuz çocukluğumuzda düşünce yapımıza yavaş yavaş nasıl olacağımız nakşedilir bizler farkında olmadan.

İngiliz kız çocuğundan Koreli küçük kıza kadar uzanan, geçerken bizim ülkemize uğrayıp yerleşen Pamuk Prenses, Kül Kedisi Cindirella veya Kırmızı Başlıklı Kız gibi daha çok küçük kız çoçuklarına anlatılan, çocukların zevkle dinledikleri masallar aslında küçük beyinlere nasıl olmaları gerektiğinin şırınga edildiği en cicili bicili afyonlardır.

Gelin bu masallardan Pamuk Prenses’in hikayesine bir göz atalım, gerçek dünyanın bir kesitinin kız çocuklarına nasıl yavaş yavaş enjekte edildiğini anlamaya çalışalım.

Masal, evlad hasreti çeken kral baba ile kraliçe annenin çocuk sahibi olması ile başlar. Bu makam- mevki, ülke sahibi çiftin, günümüze uyarlarsak kariyer sahibi çiftin, nurtopu gibi hatta kar topu gibi bir kız çocukları olur. Bebek öyle beyazdır ki, ona Pamuk adı verilir. Ülke sahibi babanın çocuğu olarak prenses ünvanı Pamuk isminin sonuna eklenecektir. Hikayenin devam edebilmesi için bir felaket gereklidir. Her ailenin başına gelen kaçınılmaz ölüm bu masal ailesini de yakalar ve kraliçe anne ölür. Baba, masal kahramanı olmasına aldırmadan her fani baba gibi daha kraliçenin kırkı çıkmadan hemen ikinci bir kraliçeyi saraya getirir. Ne var ki bu kraliçe kötü kalplidir. Güzelliğine düşkündür ve dünya top on güzellik listesini bir çırpıda sayan ama listenin başına kötü kalpli kraliçeyi yerleştiren bir aynası vardır. Aynanın bu listesi saraya yerleştikten sonrada bir müddet aynı kalır. Gel zaman git zaman Pamuk kızımız serpilip güzelleşir, yetişkin bir genç kız olunca, aynamız gerçekleri daha fazla saklayamaz ve güzellik listesinin ilk sırasına Pamuk Prenses’i yerleştirir. Sıralamadaki değişiklik kraliçeyi çileden çıkarır ve Prenses’i ortadan kaldırmak için harekete geçer. En güvendiği adamını prensesi öldürmekle görevlendirir. Ama adam bunu yapamaz. Onu ormana bırakır, elbisesinden bir parçaya bir hayvanın kanını sürerek kraliçeyi Prenses’in öldüğüne ikna eder. İlk alınacak ders, kadının düşmanı kadındır. Güzel kadın diğer kadının her zaman rakibidir.

Masal Pamuk Prenses’in ormana düşüş kısmına kadar aşağı yukarı böyledir. Yönetici bir baba yani kral, hırslı, kariyer sahibi, elde ettiğini korumak için herşeyi yapabilen üvey anne, itikaatkar bir uşak...

Pamuk Prenses, ormanda çaresizlik içinde yürümektedir. Birden küçük bir ev görür, evdeki tüm eşyalarda aynı ev gibi küçüktür, yataklar küçük, giyecekler küçük, tabaklar, çatallar, masa ve sandalyeler hepsi küçüktür. Ve bu ev küçüklüğüne rağmen bir o kadarda pistir. İşçi sınıfı cücelerin yaşadığı evdir burası. İşçi sınıfı basit yerlerde yaşarlar ve pistirler. Zaten cücelerde anlatılan ülkeye göre ya ormancı ya da madencidirler. Ve bizim o güne kadar eline süpürge almamış, yumurta pişirmemiş, saraylarda büyümüş bir ergen olan genç kızımız, hiç yadırgamadan evi bal dök yala misali tertemiz yapar, harika bir aşçı olur kuş sütü eksik sofralar hazırlar ve prens gelip kendisini öpene kadar, lafı eveleyip gevelemeye gerek yok, en bilinen anlamı ile yedi küçük adama hizmetçilik yapar. Çamaşırlarını yıkar, yemeklerini pişirir, evlerini temizler. Prens gelir onu bu hayattan kurtarır, sarayına götürür, sarayının kraliçesi yapana kadar Pamuk Prenses bu işleri hiç gocunmadan yapar.

Masalı dinleyen küçük kız çocuğu uykuya dalarken, bir kadın prenses olarak yetişmiş olsa dahi erkeklerin çamaşırlarını yıkayacağı, yemeklerini yapacağı, evlerini piru pak edeceği masaldan alması gereken ikinci önemli ders olarak küçük dimağına kazınır. Aynı tema Kül Kedisi masalında da vardır, Cindrella’da Pamuk Prenses gibi prens gelene kadar ev işleri ile haşır neşir bir genç kızdır. Aslında Cinderella’nın durumu Pamuk Prenses’ e göre daha kötüdür. Çünkü onun sevgilisi sevdiği kızı ancak ayakkabı numarasından tanıyabilen, üstelikde ülke yönettiği söylenen biridir.

Üçüncü ders, prenses dahi olsan evlenip çoluk çocuğa karışmalı kocanla yuvanda yaşamalısın. Varisi olduğun ülkeyi yönetecek bir erkek nasıl olsa vardır.

Masal kız kardeşine anlatılırken yatağından kulak misafiri olan erkek çocuk ise, etrafımdaki kadınlar önce annem olarak daha sonra karım olarak benim ütümden, temizliğimden, yemeğimden sorumludur. Bu arada ben sevgilimi ayakkabı numarasından tanıyabilecek bir zekaya sahip olsamda eğer kendimi başarı ile pazarlayabilirsem değil bir şirkette üst düzey yönetici olmak ülke bile yönetebilirim diye düşünerek uykuya dalmaktadır.

Yüzyıllardır bu masallar çocuklara anlatılırken, Külkedisi masalının modern versiyonu diye sınıflaşmanın hikayeleri modern masal anlatıcısı sinema tarafından görüntülerle beyinlere kazınmaya devam edilir. Onlar muradlarına ermiş, kerevetlerine doğru yol alırken, gökten düşen elmalardan birini yemeye başlamadan önce niçin meclisde ve yerel yönetimlerde kadın sayısının az olduğunu, televizyonlarda karşılaştığımız meclis görüntülerindeki kadınların sekreter, asistan olarak erkek vekillerin gölgesi olduklarını, çalıştıkları şirketlerde stratejik görevlerde neden sevdiği insanı ancak ayakkabısından tanıyabilen erkeklerin oturduğunu düşünmeliyiz.

Masallar hep olacak ve bize hep güzel şeyleri anlattığı söylenecek. Bu masalları dinleyerek büyüyenlerin mücadele ederek, kötü gidişleri değiştirmeye uğraşması ve bu kadarını başarabilmesi fena sayılmayan bir sonuç olarak kabul edilmelidir. Bunuda belki arada bir “kral çıplak” diye bağıran, içimizde biryerlerde saklı duran o çocuğa borçluyuzdur, kimbilir.

Gökten düşen elmanın koçanının zihnimizde bir yerlere takılması dileği ile “kral çıplak” diye haykıranların çoğalması umuduyla

Kategori: Genel

Sitemizden daha iyi yararlanabilmek için,
lütfen üye olunuz.
<
  • Konuları: 0
  • Yorumları: 0
10 Nisan 2008 13:46

seboist__

Alıntı Yap
  • Üye Tipi: Ziyaretçi
  • Kayıt Tarihi: --
 
paylaşım için teşekkürler. . .


Yorum Ekle

isminiz:*
E-Mail:*
Yorum:
Bütün Gerekli Alanlari Doldurun: *