12
Azerbaycan’da dini hayatla ilgili ilk intiba burada henüz bu konuda ciddi bir hareketin olmadığı yönünde. Şöyle basit bir örnek vereyim, Ramazan ve Kurban bayramlarının bayram olduğuna dair bir işaret görmeniz mümkün değilken, Yılbaşı kutlamaları bir hafta öncesi ve sonrasıyla coşkuyla geçiyor, herkes gördüğüne “bayramınız mübarek” diyor. Ortalık “Şahta Baba” (Noel Baba, tabii baba burada “dede” anlamına geliyor) kaynıyor. Misal bu sene Ramazan bayramı günü tatil yapılmadı, bayram tatili hafta sonuna birleşsin diye ileri alındı. Yine Kurban bayramı fark edilmeden geldi geçti. Siz asıl Nevruz Bayramını görün diyorlar. Ramazanda oruç tutma oranı yok denecek kadar az. Namaz kılan da pek yok. Koca Bakü’de ufak mescitler dışında orta büyüklükte cami sayısı 5-6 tane. Onların da iki tanesi Türkiye tarafından yaptırılmış, Diyanetle bağlantılı. Peki bu ne anlama geliyor?
Aslında bu manzaraya çok şaşırmamak lazım. 1920-1991 arası komünizm dönemi durumu kolayca açıklıyor. 1991 sonrasında ise tabii olarak insanlar özgürlüğün ilk şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra dinle de tanışmaya başlamış. Nesilden nesile aktarılabilen basit bilgiler dışında bölge şu anda farklı ülkelerin propaganda faaliyetleri söz konusu. İran’ın bu noktada en etkili aktör olduğunu belirtmeye gerek yok. Malum İran nüfusunun büyük bölümü Azerbaycan Türkü ve Şii mezhebinden. Güney Azerbaycan olarak adlandırılan bu bölgenin Kuzeyle milli bir bağ kurması İran için hiç de istenen bir durum değil. Dolayısıyla Kuzey Azerbaycan’da Şiiliğin yayılması İran’ın daha işine gelen bir şey. İran kadar olmasa da önemli bir diğer aktör Suudi Arabistan. Nispeten radikal Vahhabi grupların Bakü’de faaliyet gösterdikleri, fakir halkı maddi teşviklerle yanlarına çekmeye çalıştıkları biliniyor.
Peki Türkiye’nin durumu nedir?Türkiye’nin Diyanet aracılığıyla bir iki camide memur istihdam etme dışında resmi politikasının olmadığı, aktif rol oynamadığı kanaatindeyim. Burada Türkiye’deki bazı tarikat ve cemaatlerin uzantıları çok daha aktif faaliyet gösteriyor. Fethullah Hoca cemaatine bağlı okullar tüm Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da etkili. Kısmen Nakşibendi tarikatının çeşitli gruplarının da Bakü ve Rayonlarda faaliyette bulundukları görülüyor ama Nurcuların faaliyetinin çok daha etkili ve yaygın olduğu aşikar.
Öte yandan halkın genel olarak dinle ilgili bilgisiz olmakla birlikte dine meyili olduğu da görülüyor. Mesela oruç tutmuyorlar ama oruç tutanı biraz da imrenerek tebrik ediyorlar. Cuma namazına devam oranı yükseliyor. Sünnilerin de Cuma namazı kıldığı Göy Mescitte (Mavi Cami) hayli kalabalık bir cemaat namaza devam ediyor. Azerbaycan’da Şii-Sünni sürtüşmesi şimdilik görünmüyor. Ülkenin kuzey tarafı daha ziyade Sünni, Bakü dahil güney kesimi ise Şii ağırlıklı. Tabii halkın Sünnilikten, Şiilikten ne anladığı ayrı bir konu. Herhalükarda Azerbaycan’da İslam dinine ilgi artıyor, zaman içinde bu konuda daha somut gelişmelerin görüleceğini tahmin ediyorum. Bunlar benim şahsi gözlemlerim, konuyla ilgili Anar Veliyev’in çok yeni ve detaylı bir makalesini MERIA dergisinden okuyabilirsiniz.




