0
|
17 Mart 1999 yılı |
|
Azerbaycan’da eğitim reformlarını gerçekleştirmek üzere bir yıl önce özel komisyon oluşturulmuştur. Verilen bilgilere göre, komisyon artık kendi çalışmasını tamamlamış ve eğitim reformları ile ilgili önerilerini hazırlamıştır. Biz Azerbaycan’da reformların yapılmasında bir takım uluslararası kuruluşların yardımından yararlanıyoruz ve onların tavsiyelerini, önerilerini göz önünde bulunduruyoruz. Bu açıdan Dünya Bankası ile Azerbaycan’ın işbirliği özel bir önem taşımaktadır. Biz birçok alanlarda reformlar gerçekleştirmek için Dünya Bankası ile işbirliği yapıyoruz ve Dünya Bankası Azerbaycan’a yardımlarda bulunuyor. Eğitim alanında reformların gerçekleştirilmesinde de Dünya Bankası ile işbirliği yapıyoruz ve onun tavsiyeleri dikkate alınıyor. Ben çok memnunum, zira Dünya Bankası temsilcileri bugün Azerbaycan’da bulunuyorlar, Eğitim Bakanlığı ve eğitim reformlarını yapmak üzere oluşturulmuş komisyon üyeleriyle işbirliği yapıyorlar. Bugün de ortak toplantı yapıyoruz. Ben, biz eğitim alanında reformlar komisyonu Başkanı, Eğitim Bakanı Misir Merdanov’u dinlemeliyiz diye düşünüyorum. Daha sonrasında görüş alışverişinde bulunacağız Kapanış konuşması Azerbaycan’da eğitim alanında reformların yapılması ve yeni eğitim yasasının düzenlenmesi bizim çalışmamızın temel bölümlerinden birini oluşturuyor. Eğitim her devletin, ülkenin, toplumun yaşamının, faaliyetinin önemli bir alanıdır. Azerbaycan’da iki milyon çocuk, genç orta okullarda ve yüksek öğrenim kurumlarında eğitim alıyor. Sekiz milyonluk nüfusun iki milyonu, yani tüm nüfusun ¼’ü öğrenim görüyor. Eğer, eğitim alan çocuğun, gencin arkasında aile bulunduğunu ve ailenin de nüfusun şu iki milyondan geriye kalan bölümünü oluşturduğunu göz önünde bulundurursak, şu durumda eğitim alanı, toplum üyelerinin, nüfusun, hemen hemen büyük çoğunluğunun bu sistemle ilgisinin olduğu bir alandır. Şu anlamda ki, kimin çocuğu, oğlu, kızı öğrenim görmüşse,- ki herkesin çocuğu, kimin evde çocuğu, oğlu, kızı varsa, hepsi eğitim alıyor, - Azerbycan’da bu böyle olarak görülmüştür, çoğunluk eğitimli kişilerden oluşuyor. Bu yüzden de eğitim alanı toplum üyelerinin, hemen hemen, büyük çoğunluğunu hem ilgilendirmektedir, hem de onların şu veya bu biçimde katılımını gerektirmektedir, yahut katılımı ile ilgilidir. Üstelik eğitim çok karmaşık bir alandır. Eğitim alanı ne sanayidir, ne tarım, ne de ticarettir. Bu toplumun özel, entelektüel yönünü yansıtan bir alandır. Böyle durumda eğitim sistemine karşı çok dikkatli davranmak gerek ve bu sistem konusunda çok hassas bir yaklaşımın olması gerekmektedir. Düşünüyorum ki, bu istekler her ülkede söz konusudur. Ama geçiş dönemini yaşayan ülkeler, bir sosyo-politik düzenden öbürüne geçiş yapan ülkeler bu konuda daha dikkatli olmalı, daha titiz ve daha duyarlı davranmalılar. Ne yazık ki, Azerbaycan’da 1992 yılında kabul edilmiş olan eğitim yasası sonucu bu önemli alana büyük darbe vurulmuştur. Ben çok üzgünüm, eğitim alanında çalışan ilgili şahıslar ve eğitim çalışanları Azerbaycan’ın eğitim sistemine vurulan bu darbeyi şimdiye kadar incelememişler, araştırmamışlar ve buna gereken değeri vermemişler. Geçiş döneminde ekonomiye vurulmuş darbe, yahut yaşamımızın birçok başka alanlarına vurulmuş olan darbe ortadadır, bunu toplum biliyor. Ama eğitim sistemine de büyük darbe vurulmuştur. Biz şimdi yeni eğitim yasasını kabul etmek üzereyiz. Eğitim yasası Ulusal Parlamento’da görüşülmüş, tartışılmak üzere kamuoyuna sunulmuştur. Eğitim yasasının kamuoyunda tartışmaya açılmasını çok doğru buluyorum. Ben artık söyledim, ülke nüfusunun neredeyse büyük bir çoğunluğu eğitimle alakalıdır, eğitimle bir bağlantısı söz konusu. Bu nedenle her vatandaş, Azerbaycan’ın yeni eğitim yasasını beğeniyor mu, beğenmiyor mu diye kendi görüşünü açıklamalıdır. Bunun yanı sıra biz eğitim alanında reformlar programını düzenlemişiz. Burada bize Dünya Bankası yardımcı oluyor, bizimle işbirliği yapıyor. Ben anladım ki, bizim eğitim reformları komisyonu ve Dünya Bankası temsilcileri şimdi şu konuda aynı görüşü paylaşıyorlar, yapılmış olan eğitim reformları programının tasarısı günümüz koşullarına uygundur. Ben bu tasarıyı dikkatlice inceleyeceğim ve eğer ben de sizin görüşünüzü uygun bulursam tasarıyı onaylayacağım. Böylece belge pratik çalışmaların başlaması için hazır hale gelecektir. Bu vesileyle birkaç şey söylemek istiyorum. Azerbaycan’da eğitim sisteminin tarihi çok eskidir. Fakat Azerbaycan’ın eğitim alanında büyük değişiklikler, büyük bir gelişme 20.yüzyılda kaydedilmiştir. 20. yüzyılın başlarında Azerbaycan’da okul sayısı pek fazla değildi, yüksek eğitim kurumu yoktu. Mevcut okullar hemen hemen tek bir ilke, bir sistem temelinde kurulmuştur. O sıralarda Azerbaycan Rusya İmparatorluğu’nun yönetiminde idi, bu yüzden laik ilkelere dayalı eğitim sistemi Rusya’da uzun yüzyıllar boyunca uygulanan eğitim sistemine dayatılmıştır. Rusya İmparatorluğu’nun çöküşü üzerine 1918 yılında Azerbaycan’da ilk Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. Halk Cumhuriyeti döneminde eğitim alanında bazı işler yapılmış, Bakü Devlet Üniversitesi açılmıştır. Bu, Azerbaycan’da ilk yüksek eğitim kurumuydu. Ben bilmiyorum, onlar eğitim yasasaını kabul etmişler miydi acaba? Bundan haberiniz var mı? Galiba haberiniz yok. Ben de kesin bir şey söyleyememem, fakat komisyon üyeleri, bakan benim sorumu cevaplayabilirler diye düşünüyordum. Galiba bilmiyorsunuzdur. Ben, onlar eğitim yasasını kabul etmemişler diye düşünüyorum, öyle ki eğitim alanında ciddi adımlar atmaya fırsatları olmamıştır. Sanıyorum, Halk Cumhuriyeti’nin büyük hizmeti, Azerbaycan’da ilk yüksek öğretim kurumunun açılmış olmasıdır. Fakat bu yüksek öğretim kurumunun yapımı Azerbaycan’da daha önceden yaşanan sosyo-politik süreçlerin mantıksal bir sonucu üzerine gerçekleşmiştir. Azerbaycan’da şimdi uygulanan eğitim sistemi 1920 yılından sonraki dönemde oluşmuştur. Bu, size, herkese belli olan olan Sovyet eğitim sistemidir. Bugün şunu utanmadan, çekinmeden açıkça söylemek lazım. Biliyorsunuz, biz kendi varlığımızı gözler önüne sermek, sergilemek için hiçbir zaman hiç kimseden çekinmemeli, hiç kimseden utanmamalıyız. Bakan bunu itiraf etmemiz gerektiğini söyledi. Sadece itiraf etmekle kalmamalı, çok büyük cesaretle, kararlılıkla söylemek gerek, Azerbaycan’da 1920 yılından bu yana uygulanan eğitim sistemi Sovyet eğitim sisteminin bir parçasıdır. Ben açıkça söylemek istiyorum, bu eğitim sistemi çok iyi bir sistemdir. Herşey kendi sonuçlarına göre değerlendiriliyor. Kısa bir zaman zarfında Azerbaycan’da cehalet ortadan kaldırılmış, ilk ve orta okulların geniş bir ağı oluşmuş, 10-15 sene içinde Azerbaycan’da birkaç yüksek eğitim kuruluşları, enstitüler kurulmuş ve tarihsel açıdan kısa bir sürede – ki 1920 ve 1940 yılları arasında pek fazla bir süre de yok, toplam 20 sene - eğitim tüm Azerbaycan’ı kapsamıştır. Azerbaycan’da cehalet ortadan kaldırılmış, insanlar okullarda eğitim almış ve faaliyetlerde bulunmuşlar. Bunun temelinde Azerbaycan’ın büyük bir bilim kuramı oluşmuştur. Bilimsel tesisler kurulmuş ve Azerbaycan’ın kültürü gelişmiştir. Bunların hepsi eğitim sisteminin ve onun etkin değerlendirilmesinin bir sonucudur. Şimdi burada bulunanların hepsi, sadece onlar değil, bugün Azerbaycan’da yaşayanlar - hem yaşlı, hem orta kuşak, hem de genç kuşak - kendi eğitimlerini, öğrenimlerini aynı eğitim sistemi içinde almışlar. Bu eğitim sisteminin ne denli önemli olduğunu şundan anlamak mümkün, Azerbaycan’da yüksek eğitimli, geniş bilgili, uzman, yüksek nitelikli bilim sahibi insanlar var ve onlar toplumun büyük bir bölümünü oluşturuyor. Eğer bunlar olmasaydı Azerbaycan’ın ekonomisi bu denli güçlü gelişemezdi. Bunlar olmasaydı, Azerbaycan’ın bilimi gelişemezdi. Bunlar olmasaydı biz şimdi Azerbaycan’ı bağımsız bir devlet olark yönetemezdik. Bunlara değer verilmeli ve onca yıllar kazandığımız başarıyı hiçbir zaman unutmamalıyız. Şimdi eğitim sisteminde reformlar yapmak, onu dünya eğitim sisteminin normlarına uyumlu hale getirmek suretiyle, 70 sene, yahut yaklaşık 80 yıl kadar süre boyunca uyguladığımız eğitim sistemine farklı değer biçilmesine hiçbir zaman izin vermemeliyiz. Ben size şunu belirtirim ki, Sovyet eğitim sistemi yerinde saymayarak, mükemmel duruma gelmek için sürekli gelişmiş, reformlar uygulanmıştır. Örneğin, 30’lu 40’lı yıllarda olan eğitim sistemi sonraki dönemlerde – 60’lı 70’li 80’li yıllardaki eğiim sisteminden farklılık göstermektedir. Bu bakımdan ben çok üzgünüm, zira 1992 yılında Azerbaycan’da yeni güçler iktidara geldikleri zaman kısa bir sürede, yani iki-üç aylık süre içinde böylesine karışık va kapsamlı bir alanla ilgili yasa kabul edilmiştir. Biz geçiş dönemini yaşıyoruz. 1991 yılında Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra laik, demokratik hukuk devleti kuruculuğunu kendi devlet düzeninin temeli olarak belirlemiş, piyasa ekonomisini kurmayı, geliştirmeyi de kendi ekonomisinin temel yönü olarak açıklamıştır. Ama açıklamanın yapılması ile bunların sağlanması arasında büyük bir mesafe söz konusudur. Açıklanan şey hiç de o artık bir gerçektir, uygulanmaktadır demek değildir. Hatta devrimsel değişiklikler böylesine eski bir düzeni hemen yenisiyle değiştiremez. Devrimsel değişiklikler genelde eski düzeni yıkıyor, ama ondan çok farklı bir düzen oluşturmak için zamana ihtiyaç var, yılların geçmesi gerek. Şunu biliyorsunuz, Rusya’da 1917-1920 yıllarında yaşanmış devrimde ve eski dönemlerde başka ülkelerin geçmişinde yaşanan devrimlerde de tanık olmuşuz. Fakat eğitim sistemi öyle bir sistemdir ki, burada hiçbir devrimsel dönüşüm olamaz. Genellikle bizim yaşamımızın bütün alanlarındaki değişimler evrimsel bir süreç içinde, yavaş yavaş olan değişimler özelliğini taşımaktadır. Onca yıl oluşturulan şeyi bir günde yıkacaksın, daha sonra hiç bilmediğin yeni bir şeyi kuracaksın, buna asla izin verilemez. Fakat 1992 yılında kabul edilmiş eğitim yasası böyle bir özellik taşımaktadır. Onun için bu eğitim yasasının Azebaycan eğitimine büyük darbeler vurduğunu söylüyorum. Şimdi biz yeni eğitim yasasını kabul etmek, eğitimde reformlar uygulamak için bakın ne kadar zaman harcıyoruz. Bir yılı aşkın bir süredir, reformlar düzenleniyor. Ondan daha uzun bir zamandır, eğitim yasası hazırlanıyor. Galiba, bir kere bu eğitim yasasının parlamentoda görüşülmesi yönünde bir girişim oldu, fakat görüşülemedi. Şimdi iki aydır, o, parlamentoda tartışılıyor, onu kamuoyu tartışmasına açmışız. Bu, tam normal bir süreçtir. Tekrar söylüyorum, eğitim yasası öyle bir yasa, eğitim reformları öyle reformlardır ki, ekonomi, maliye ve öteki alanlardan farklı olarak bunda bütün toplumun katılımı gerekir. Biz ekonomik reformları ekonomi alanındaki yasalarla düzenliyor, belli bir çerçevede görüşüyor ve kabul ediyoruz. Fakat eğtim reformları böyle yapılamaz. Ben Sovyet eğitim sisteminde yaşanan değişimleri de hatırlıyorum. Sovyetler Birliği yönetiminde görev aldığım sırada, Sovyetler Birliği Başbakan Birinci Yardımcısı görevinde çalıştığım sırada SSCB’nin tüm eğitim sisteminin yönetimini üstlenmiştim. O dönemlerde Sovyetler Birliği’nde eğitimi düzenleyen üç bakanlık vardı: Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Bakanlığı, Devlet Mesleki ve Teknik Eğitim Komitesi. Bölgelerde, birlik cumhuriyetlerinde, aynı zamanda Azerbaycan’da da üç bakanlık vardı. Ben Sovyetler Birliği’nin yönetiminde öteki bakanlıklar dışında, bu bakanlıkların da başkanlığını yapıyordum. Ben beş sene kadar bu görevi yaptım - 1983 yılının başlarından itibaren 1988 yılına kadar. O dönemlerde Sovyetler Birliği’nde “yeniden kurma” diye isimlendirilen bir süreç yaşanıyordu, kendisine özgü reformlar gerçekleştiriliyordu. O sırada biz Sovyetler Birliği parlamentosunda okul reformu hakkında yasa kabul ettik. Hatırlıyorum, bu reformları yapan komisyonun başkanlığını ben yürütüyordum. Bu yasayı kabul etmek, onun uygulanması için önemli kararları almak amacıyla 1,5 sene o komisyonla beraber çalıştım. Yasanın parlamentonun oturumunda görüşülmesinden önce iki ay tartışılmak üzere kamuoyuna sunduk, tüm düşünceleri bir arada topladık. Daha sonra yasayı parlamentonun tartışmasına sunduk, orada kabul edildi ve onaylandı. Şimdi ben şu reformların hangi değere sahip olduğunu söylemek istemiyorum. Düşünüyorum ki, o dönemin koşullarına göre çok ileri düzeyde yapılan reformlardı. Bununla anlatmak istediğim şu, şimdi çoğu kimselerin beğenmediği hatta eski Sovyet düzeninde, güya demokratik olmayan bir düzende bile eğitim konusundaki yaklaşım böylesine hassas bir yapıya sahipti. Bu nedenle de - ki ben şunu bizim eğitim alanı çalışanları ve toplumumuz için söylüyorum, - 1992 yılında iki-üç aylık süre içinde eğitim yasasını kabul edip onu yürürlüğe koyarak Azerbaycan’ın eğitimine darbeler vurmak - bu, Azerbaycan halkına karşı suç işlemek demek. Biz bu acı deneyimden ders almalıyız. Eğitim alanında kabul edeceğimiz yasada ve reformlar programında da konuya çok kesin, duyarlı bir yaklaşım içinde olmalıyız. Bana göre, bu şundan oluşmalıdır ki, Azerbaycan eğitim alanında şimdiye kadar elde edilmiş olumlu deneyim ve kendini kanıtlayan, pozitif sonuçlar sağlamış olan sistem sürdürülmeli, geliştirilmeli ve modernleştirilmelidir. Kusurlar, yahut olumsuz deneyim olarak bilinen gelişmeler ortadan kaldırılmalıdır. Dünya deneyiminin Azerbayacan’ın ulusal özellikleri ile uyumlu olan ilkelerinin, kurallarının eğitim sistemimizde uygulanması gerekir. Biz dünyanın tüm ülkelerinde - Batı’da da, Doğu’da da sağlanmış başarıları iyice incelemeli ve onların Azerbaycan açısından pozitif yönlerini ülkemizin eğitim sisteminde uygulamalıyız. Siz de bu düşünceleri burada aktardınız ve Dünya Bankası temsilcileri de aynı görüşteler. Ben şunları memnuniyetle dinledim, zira Dünya Bankası temsilcileri de Azerbaycan’da şimdiye kadar uygulanan eğitim sisteminin pozitif yönlerinin görüyor, bunları takdir ediyorlar ve bunlardan vazgeçilmesinden yana değiller. Kuşku yok ki, biz tüm uluslararası kuruluşların tavsiyeleri konusunda çok titiz davranmalıyız. Özellikle Dünya Bankası-, ki biz işbirliği yapıyoruz, - onun verdiği tasiyelerin, öğütlerin kabulü konusunda çok dikkatli davranmamız gerek. Azerbaycan’ın gerçekleri, ulusal özellikleriyle uyumlu her olumlu öneriyi değerlendirmeli, onu kendi eğitim sistemimizde uygulamalıyız. Fakat şimdiye dek mevcut eğitim sisteminde sağlanmış olan pozitif sonuçları ve günümüzün, geleceğin koşullarına uygun olan herşeyi sürdürmeli ve geliştirmeliyiz. Ben anlıyorum, şimdi bizde eğitim sisteminde reformların temel amacı, Azerbaycan’ın eğtim sisteminin uluslararası eğitim sisteminin standartlarıyla uyumlu hale getirilmesidir. Bir kez daha söylüyorum, Azerbaycan’ın eğitim sistemi son on yıllarda pozitif sonuçlar sağlamıştır. Fakat Azerbaycan eğitim sistemi içinde eğitim alan kişilerin ve özellikle yüksek öğrenim kurumlarını bitirenlerin bilgi düzeyinin ve onların bilgilerini kanıtlayan belgelerin dünyanın gelişmiş ülkelerindeki üniversitelerin bilgi düzeyine uygun hale getirilmesi gerek. Nitekim onların ilkelerine uygun hale getirilmesi gerek, zira Azerbaycan’da öğrenim görmüş ve mühendis diploması almış bir kişi başka ülkelerde de kabul görsün ve aynı diploma ile faaliyette bulunsun diye. Veya Azerbaycan’da Tıp Üniversitesi’nde öğrenim görmüş doktora mesleğini, diplomasını almış kişi her hangi başka bir ülkede kendi diploması ile çalışabilsin diye. Bu nedenle de onun bilgilerinin, Azerbaycan Tıp Üniversitesi’nde eğitimin yönünün dünya çapında, tüm insanlığa özgü değerler olarak bilinen tıp eğitiminin düzeyinde olması gerek. Amaç şundan oluşmakatadır. Ama aynı zamanda, bunu sağlayarak, bir kere daha söylüyorum, şimdiye kadar, onca yıl edinmiş oluğumuz eğitim ilkelerine uyulmalı ve onlar geliştirilmelidir. Eğer biz bu yolda gidersek, kısa bir sürede Azerbaycan’da eğitim sistemini dünya standartlarına ulaştırabiliriz diye düşünüyorum. Ben sizin önerilerinizi- eğitim reformlarının üç aşamada uygulanmasını olumlu buluyoum. Sizin bu önerileriniz benim söylediğim şeyleri tümüyle doğruluyor, yani biz aynı görüşteyiz.1992 yıında kabul edilmiş yasayı ben neden bu kadar heyecanla konuşuyorum? Çünkü biliyorsunuz o yasada şöyle deniliyor “varolanı yık, şunu hazırlamışım, onu da uygula”. Uygulamak ise mümkün değil. Ama siz üç aşama öneriyorsunuz. Birincisi 1999 yılı, ikincisi 2004 yılına kadarki dönem, üçüncüsü de daha sonraki dönem. Tam doğru. Örneğin biz ülkemizde- ki sadece bizde değil, bize benzer öteki ülkelerde de bu böyledir- ekonomide değişiklikleri bir sene, iki sene değil, beş sene, on sene içinde uyguluyoruz. Örneğin, piyasa ekonomisine geçiş bir sene içinde mümkün değildir. Yahut özelleştirme, devlet mülkünün özel mülkiyete geçmesi - bu bir senede mümkün değil. Biz 1995 yılında “Toprak reformu” yasasını kabul ettik. Şimdi 1999 yılıdır, “Toprak reformu” yasasını henüz tam anlamıyla uygulamış değiliz. Ama şimdi “Toprak reformu” yasasını uygularken önümüze yeni sorunlar çıkıyor. Yürütme alanında reformlarla ilgili dün Dünya Bankası ile ortak düzenledğimiz uluslararası konferansta şunu söyledim. Yeni sorunlar çıkıyor ve onları da çözmek için yeni bir program gerekiyor. Bir kez daha söylüyorum, eğer ekonomi alanında reformların uygulanması bir sene, iki sene değil, birkaç yıl ve ondan daha uzun bir zaman istiyorsa, eğtim alanında reformlar bundan daha fazla zaman ister. Bunu anlamak, bilmek gerek. Bu nedenle de söylüyorum ki, burada devrimsel değişiklikler yapılamaz. Ben sizin bu önerilerinizi takdir ediyorum ve çok önemli bulunyorum. Sanıyorum, her aşamayla ilgili önerileri zamanında hazırlayacak ve zamanında yaşama geçireceksiniz. Nitekim belirtmek istediğim şu, madem ki üç aşama belirlemişsiniz, her aşama için öngörülmüş olan önlemler zamanında uygulanmalı ki, öbür aşamanın süresi uzamasın. Bu, çok ciddi bir çalışma gerektirmektedir. Düşünüyorum ki , eğitim reformları komisyonu bununla ilgilenecek ve Dünya Bankası da bize yardımcı olacaktır. Ben böyle anlıyorum. Dünya Bankası’nın yardımı sadece bağış yapmak ve kredi ayrımak demek değil. Buraya Dünya Bankası temsilcilerinden, uzmanlarından oluşan büyük bir heyet katılıyor ve ben bundan çok memnunum. Dünya Bankası’nın bize yardımı dünya birikimini Azerbaycan’da uygulamak demek. Biz kendimiz de dünya deneyimini inceliyoruz, eğitim alanı çalışanları bununla ilgileniyorlar. Fakat burada da yardıma ihtiyaç var. Benim düşünceme göre, Dünya Bankası ile işbirliğimizin temelini de bu oluşturmalı. Kuşku yok ki, krediler bu önlemlerin yaşama geçirilmesi açısından çok önemlidir, çok gereklidir. Siz bu kredileri de ayıracaksınız diye umuyorum. 5 milyon dolar değerindeki krediden sonra büyük bir program kredisi hazırlayacaksınız dediniz. Ben bunu destekliyorum, tasvip ediyorum ve bu açıklamalarınızı, sözlerinizi gerçek çalışma ile doğrulamanızı diliyorum. Düşünüyorum ki, Azerbaycan’da reformlar bütün alanlarda ilerliyor. Biz dün yürütme alanında reformlarla ilgili uluslararası koferansın çalışmasını başlattık. Bugün de ona devam edildi, çalışması artık tamamlanmıştır. Ekonomi alanında çok ciddi reformlar uyguluyoruz. Eğtim alanında reformlar uygulayacağız. Tıp alanında reformların yapılması ile ilgili ben komisyon oluşturmuşum. Herhalde onların da önerilerini bugünlerde masaya yatırmalı ve yaşama geçirilmesini sağlamalıyız. Dünya Bankası yardım ediyor mu, etmiyor mu? Beraber çalışıyorsunuz. Biz böylece bir kez daha beyan ederiz ki, Azerbaycan geçiş dönemini çok etkin olarak değerlendirmeye çalışıyor. Azerbaycan izlediği yolda tutalı bir biçimde ilerliyor. Azerbaycan’da demokratik, laik hukuk devletinin yapılanması sürecine devam ediliyor. Azerbaycan’ın ekonomisi piyasa ekonomisi ilkeleri temelinde gelişiyor ve bu da kendi pozitif sonuçlarını veriyor. Azerbaycan’da yaşamın öteki alanlarında da, aynı zamanda eğitim, tıp alanlarında reformlar bundan böyle de yaşama geçirilecektir. Ben Dünya Bankası’na ve onun bizim bu çalışmalara katılan temsilcilerine teşekkür ederim. Bizim bu işbirliğimiz bundan böyle de yaygınlaşacak ve derinleşecektir ve ben bundan emin olduğumu belirtmek istiyorum. İlerideki çalışmalarınızda sizlere başarılar dilerim. Teşekkür ederim. |



