BaküTürkleri.com » Arşiv- 06.05.2007

 
 
 
Konuları Sırala: Yayımlanma Tarinine Göre | Reytinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabeye Göre

Dikkat!!! Biranin ilginc etkisi...

Yazar: KUMANDAN6-05-2007, 22:09, Gösterim: 767

1
Dikkat!!!  Biranin ilginc etkisi...



Bugüne kadar sadece göbek yaptığı sanılan biranın kişinin sağlığını tehdit ettiği açıklandı. Özellikle erkekler bu konuda çok şanssızlar.

Kategori: Genel » Sağlık

 

Hocali katliami

Yazar: KUMANDAN6-05-2007, 21:22, Gösterim: 394

5
Hocali katliami


Bakude yasayan Turklerin bircogunun belkide bakuye gelmeden once 20-ci yuzyilin en buyuk katliamindan haberi bile yoktu, evet bu katliam Ermenilerin 1988-de baslattıgı buyuk ermenıstan hedefi dogrultusunda azerbeycan topraklarını isgalı ıle devam edip en son olarak kendini gosterdigi hocalı katliamıdır.Hocalı rayonu (özel idari bolge) 1992 öncesinde, Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde bulunan ve yaklaşık 7.000 Azeri'nin yaşadığı bir yerleşim yeri idi. Karabağ'daki mevcut tek hava alanının burada olması ve demiryolunun da buradan geçmesi nedenleriyle rayon, stratejik öneme sahipti. Fergani'den göçe zorlanan Acara Türkleri ile Ermenistan'dan şiddet kullanılarak çıkarılan Azerbaycan Türkleri zaman içerisinde Hocalı'ya yerleşmişlerdi

Kategori: Genel

 

burnunu isiran adam

Yazar: KUMANDAN6-05-2007, 21:04, Gösterim: 722

2
hic burnunuzu isirmayi denediniz mi?

burnunu isiran adam

Kategori: Geyik » İlginç Olaylar

 

BIRLIK ICIN DERNEK KURUYORUZ ARKADASLAR!!!

Yazar: ERSINCE6-05-2007, 19:21, Gösterim: 1043

14
ASID(AZERBAYCAN DEVLET IKTISAT UNIVERSITESI SOSYO-KULTUREL IKTISADI DERNEGI) ERSINCE

Kategori: Üniversiteler » Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi

 

Bediüzzaman Said Nursî

Yazar: fucar6-05-2007, 04:57, Gösterim: 1197

14
Bediüzzaman Said Nursî


Bediüzzaman Said Nursî


Bediüzzaman Said Nursî, Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde dünyaya geldi (1876). Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son derece parlak bir zekaya ve güçlü bir hafızaya sahipti. Bunlar katıksız iman ve ilim aşkıyla birleşince, normalde onbeş yıl kadar süren klâsik medrese eğitimi üç aya sığdı. Bu olağanüstü gelişmeyi kavrayamayanlar tarafından düzenlenen münazaraları (ilmî tartışma) kazanarak, kendini ispatladı. Bu yüzden "Molla Said"e "zamanın emsalsizi, benzersizi" anlamında "Bediüzzaman" lakabı verildi.

Dönem tüm dünyada maddeciliğin öne çıktığı bir dönemdi. İnsanlık kendi geleceğini tahribe yönelmiti.Bu değişimden müslüman milletler de etkilenmiş, meselâ yeryüzünün tek bağımsız İslâm devleti olan Osmanlı Devleti çoktan eski haşmetini ve kudretini kaybetmişti. Büzülme ve çözülme noktasındaydı.

İnsanlığın ortak problemlerinin yanı sıra yaşadığı toplumun özel problemlerine de eğilen Bediüzzaman, açık bir gerçekle yüz yüze geldi: Batı maddeciliğe saplanmış, Doğu ise eskiyen kurumlarını yenileyip iman eksenli bir yapılanmaya dönüştürememişti. Osmanlı Devleti de aynı açmazda tükeniyordu. Devlet ve millet şeklen İslam'a bağlı olmakla birlikte, mânâ planında İslâmdan kopmuştu. Batıyı da anlayamamıştı. Asıl problemi buydu.

Teşhisini bu şekilde koyan Bediüzzaman tedavi metodunu da geliştirdi: "Tahkiki iman" geliştirdiği metodun özü ve özetiydi.

Sıra "tahkiki îman" ekseninde gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar yetiştirmeye gelmişti. Bunun da yolu eğitimden geçerdi.

Bu maksatla bir eğitim projesi geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı "Medrezetühzehra" adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, bu kurumların ilk, orta, lise bölimleri olacak, ayrıca din ve fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın ziyası(ışığı), ulûm-u dîniyedir, aklın nuru fünûn-u (fenler) medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri (ayrıştıkları) vakit birincisinde taassub (tutuculuk), ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder(doğar), diyordu.

Görüşlerini Padişaha sunmak için 1907 yılında İstanbul'a geldi. Fakat İmparatorukla birlikte İmparatorluğun başkenti İstanbul da çürümüştü. Düşüncelerini gazetelere yansıtması sarayı tedirgin etti. Padişah ateşîn bir zekayı etkisizleştirmek için altınla ödüllendirmek istedi. "Maarifi tehir, maaşı tacil nedendir?" diye sorup ihsân-ı şahaneyi reddedince de akıl hastanesine kapatıldı. Fakat doktorlardan aklî melekelerinin sapa sağlam olduğuna dair rapor alarak görüşlerini açıklamayı sürdürdü.

Bediüzzaman, Şark ulemasından sonra İstanbul'daki meşhur âlimlere de kendisini kabul ettirmekte zorlanmamıştı. Onunla görüşenler en girift sorularına cevap alıyor, "Sen gerçekten Bediüzzamansın" demekten kendilerini alamıyorlardı. Meşrutiyeti İslam eksenine oturtan ve "meşrutiyet-i meşrua" yı öneren hürriyetçi fikirleri özellikle dikkat çekiyordu. Bediüzzaman'a göre mutlakiyet İslamî dirilişin önünü kapatıyordu. Ancak meşrutiyete yumuşak geçiş yapılmalıydı. Bunun için de evvela "üç büyük düşman" saydığı cehalet, zaruret ve ihtilafla mücadele edilip kazanılması gerekiyordu.

"31 Mart Olayı" ismiyle tarihimize geçen (1909) keşmekeş esnasında yatıştrıcı rol oynamasına rağmen, Bediüzzaman'dan daha önce tedirgin olmuş yönetim tarafından tutuklanıp Divan-ı Harb Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti. Van'a döndü. Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü talebelerinden bir milis alayı kurup, doğduğu toprakları savundu. Bitlis savunması esnasında yaralanıp, Ruslara esir düştü. Yaklaşık, üç yıl süren esaret hayatını kaçışla noktaladı. Ordu adayı olarak devrin tek İslam akademisi Dâr-ül Hikmet-il İslamiye'ye üye oldu. İstiklal savaşı sürerken, Anadolu harekâtını "isyan" sayan fetvaya, Anadolu ulemâsıyla birlikte karşı fetva verdi. İstanbul işgali sırasında İngiliz işgalcilere karşı yayınladığı bir eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüme mahkum edildi.

Zaferden sonra Ankara'ya Büyük Millet Meclisi'ne dâvet edildi (1922). Mecliste resmî karşılama töreni yapıldı. Fakat devletle millet arasında "kıble farkı" oluşmak üzere olduğunu görüp, milletvekillerine hitaben on maddelik bir beyanname dağıttı. Tekrar Van'a döndü.

Kategori: Genel Kültür

 

yasamaldan apar beni

Yazar: sessiz116-05-2007, 04:54, Gösterim: 2590

48
iste insaat ve mimarlik hazirlik binasinin balkonundan cekiulen bir resim zaten herseyi aciklio
yasamaldan apar beni

Kategori: Üniversiteler » Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitesi

 
 

Nobel Ödülü

Yazar: fucar6-05-2007, 04:47, Gösterim: 471

0
Nobel Ödülü



Nobel Ödülü, 27 Konasım 1895 tarihli ve 30 Aralık 1896 tarihinde Stockholm'de açıklanan vasiyetnamesiyle Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödüldür. İlk Nobel ödülleri 1901 tarihinde verilmeye başlanmıştır.




Nobel ödülü verilen alanlar



Nobel'in servetinin yıllık geliri beş eşit parçaya ayrılmıştı.


* "Fizik", "Kimya", "Fizyoloji veya Tıp" alanlarında en önemli icadı yapan kişilere
* Edebiyat alanında en soylu ve en içten ideali örnek alarak meydana getiren eserin yazarına
* Halklar arasında kardeşliğin gerçekleştirilmesi, orduların kaldırılması veya sayısının azaltılması, barış kongrelerinin yapılması ve yaygınlaştırılması için en çok çalışan kişilere verilir.


Başta beş dalda verilen ödüllere 1969 yılında İsveç Bankası Alfred Nobel anısına bir de İktisat ödülü ekledi. Bu ödüllerin dağıtılmaya başlaması 1901 tarihine denk gelmektedir ve günümüze kadar sürmüştür.

Fizik ve Kimya ödülleri İsveç Akademisi, Tıp ve Fizyoloji ödülleri Stockholm Karolin Enstitüsü, Edebiyat ödülü Stockholm akademisi, Barış ödülü de Norveç Storting'i tarafından seçilen beş kişilik bir komisyon tarafından dağıtılır.

Nobel Kimya Ödülü Roger D. Kornberg (ABD) Nobel Barış Ödülü Muhammad Yunus (Bangladeş) Grameen Bank (Bangladeş) Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk (Türkiye) Nobel Tıp Ödülü Andrew Z. Fire (ABD) Craig C. Mello (ABD) Nobel Fizik Ödülü John C. Mather (ABD) George F. Smoot (ABD) Nobel Ekonomi Ödülü

Kategori: Genel Kültür

 
 

gulelim eglenelim

Yazar: fucar6-05-2007, 04:35, Gösterim: 1312

4
gulelim eglenelim


Kategori: Geyik » komik Resim Video

 
Geri İleri