BaküTürkleri.com » Arşiv- 05.05.2007

 
 
 
Konuları Sırala: Yayımlanma Tarinine Göre | Reytinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabeye Göre

NASIL BILIM ADAMI OLUNUR ?

Yazar: fucar5-05-2007, 08:02, Gösterim: 463

0
NASIL BILIM ADAMI OLUNUR ?




Bir bilimadaminin tip konusunda yeni ve çok önemli buluslari olmustu. Bir gazete muhabiri röportaj yaparken kendisine, ortalama bir insandan nasil olup da daha farkli ve yaratici bir insan oldugunu sormus.


Kendisini digerlerinden ayiran özellik neymis?


Bilimadami bu soruyu "iki yasindayken annesinin yasadigi bir deneyim nedeniyle" diye yanitlamis. Bilimadami buzdolabindan süt sisesini çikartmaya çalisirken, sise elinden kayip yere düsmüs ve ortalik süt gölüne dönmüs.


Annesi mutfaga geldiginde, ona bagirmak, söylenmek ya da cezalandirmak yerine,


"Robert, ne kadar güzel bir hata yaptin! Daha önce bu kadar büyük bir süt gölü görmemistim. Evet, olan olmus. Simdi birlikte burayi temizlemeden önce biraz yerdeki sütle oynamak ister misin?" demis.


O da egilip, oynamis yere dökülen sütle. Birkaç dakika sonra annesi,


"Robert, bu tür bir sey yaptiginda, bunu senin temizlemen ve herseyi eski haline getirmen gerektigini biliyor musun? Bunu nasil yapmak istersin? Bir sünger mi kullanalim, bir havlu ya da bir bez mi? Hangisini istersin?" demis.


Robert süngeri seçmis ve birlikte yere dökülen sütü temizlemisler.


Kategori: Genel Kültür

 

taş devri hiç bir zaman olmadı!!

Yazar: fucar5-05-2007, 07:58, Gösterim: 1001

2
taş devri hiç bir zaman olmadı!!




Bundan 700 bin yıl önce insanların, çok iyi inşa edilmiş gemilerle okyanus yolculukları yaptıklarını biliyor muydunuz? Ya da bize "ilkel mağara adamları" olarak tanıtılan insanların, gerçekte günümüzdeki ressamları aratmayacak bir yeteneğe ve estetik anlayışına sahip olduklarını hiç duydunuz mu? 80 bin yıl önce yaşamış olan ve bize evrimciler tarafından "maymun adam" gibi gösterilmeye çalışılan Neandertal ırkının, müzik aletleri yaptığını, giyim-kuşam zevkine sahip olduğunu, kızgın kumlarda biçimli sandaletlerle gezdiğini biliyor muydunuz?

Materyalist, yani maddeci felsefe, Yaratıcı'nın varlığını inkar eder. Gerçekleri saptıran bu görüşe göre, evren ve madde ezelidir, yani bir başlangıcı dolayısıyla bir Yaratıcısı yoktur. Bu batıl inancın sözde bilimsel temelini ise evrim teorisi oluşturur. Çünkü materyalistler, evrenin bir Yaratıcısı olmadığını iddia ettikleri için bu evrendeki canlılığın ve düzenin nasıl ortaya çıktığına kendilerince bir açıklama getirmeleri gerekmektedir. Evrim teorisi bu amaçla kullanılan bir senaryodur. Bu senaryoya göre, evrendeki tüm düzen ve canlılık, tesadüflerin sonucunda kendiliğinden oluşmuştur. İlkel dünyada bulunan bazı cansız maddeler tesadüfen biraraya gelerek ilk canlı organizmayı oluşturmuşlardır. Milyonlarca yıl süren tesadüfler sonucunda ise bu ilk canlı organizmanın evrimleşmesiyle evrim zincirinin en sonunda bulunan insan meydana gelmiştir. Her biri imkansız olan milyonlarca aşamanın sonucunda meydana geldiği iddia edilen insanın tarihi de, yine bu senaryoya uygun olarak hikayeleştirilmiştir




Kategori: Genel Kültür

 

Sürekli Oturmak Zararlı!...

Yazar: fucar5-05-2007, 07:56, Gösterim: 392

0
Sürekli Oturmak Zararlı!...


Gün boyu oturarak çalışanların zamanla kemikleri zayıflıyor, kan damarları daralıyor ve kaslarının şekli bozuluyor. Çaresi saatte bir ayağa kalkıp dolaşmak... Her 10 kişiden yedi ile dokuzu bel, her 100 kişiden 30-60'ı boyun ağrısı çekiyor. Bu durumun sorumlularından birinin de sürekli oturarak ya da uzun süre ayakta durarak çalışmak olduğuna dikkat çekiliyor. Gazeteciler, doktorlar, muhasebeciler, operatörler ve tezgâhtarlar en çok risk altında olanlar.
'Yatarak dinlenin'
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi Anabilim Dalı öğretim görevlisi Prof. Dr. Halil Koyuncu, sürekli oturan insanın kemiklerinin zayıfladığını, bel, boyun ağrıları meydana geldiğini, damarların daraldığını, kasların boyunun kısaldığını, esnekliğin azaldığını, eklemlerin şeklinin bozulduğunu kaydetti. Koyuncu, ağrılara engel olmanın saat başı ayakta gezinmek olduğunu ifade edereki yatarak dinlenmenin de ağrılara iyi geldiğini kaydetti
İşte en ideal oturma biçimi!

Kategori: Genel » Sağlık

 

Fosillerin yaşı

Yazar: fucar5-05-2007, 07:51, Gösterim: 520

1
Fosillerin yaşı




Fosilleşmek kolay bir şey değildir. Canlı organizmaların %99.9'un kaderi çürüme ve gübreye karışmakla sonuçlanır. Bir canlı öldüğü zaman sahip olduğu moleküller ya başka canlılar tarafından tüketilir ya da toprağa karışarak başka sistemlerin oluşmasına neden olur. Dünyanın kanunu budur. Başka canlılar tarafından tüketilmese de, bir canlının ölüdüğü zaman fosil olabilmesi %0,01 oranındadır. Fosilleşebilmek için canlının fosil oluşturabilecek bir "mekanda" ölmesi koşulu vardır. Denizde, gölde, su birikintilerinde ölmek, açık alanda ölmek, ya da daha sonra granitleşecek bir tabakada ölmek fosil oluşumu için uygun değildir.

Bir canlının fosil olabilmesi ve oksijene maruz kalmadan çürüyebilmesini gerektiren ortamlara ihtiyaç vardır. Bunlar da genellikle tortul kayaçlar olmaktadır.Böylece kemiklerdeki ve sert kısımlardaki ( nadiren yumuşak kısımlar da) moleküllerin yerlerini çözünmüş minerallerin alması ve orijinalinin taşlaşmış bir şekilde kayaçta kopyalanması mümkün olabilmektedir.Çok eski dönemlerdeki fosiller genellikle bu tür kayaçta kopyalanmış fosillerdir.Bazen de fosiller de yine benzer koşullarda, canlının öldükten sonraki sert malzemelerinin kayaç içinde taşlaşması şeklinde gerçekleşmektedir.

Yaş tayini konusunda pek çok yöntem vardır. En önemlisi Carbon 14 yöntemidir

ISTEEEEEEE

Kategori: Genel Kültür

 

Osmanli HoŞgÖrÜsÜ

Yazar: fucar5-05-2007, 07:45, Gösterim: 554

0
Osmanli HoŞgÖrÜsÜ


Belgeleriyle Osmanlı hoşgörüsü
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, yaklaşık 600 yıl 3 kıtada çeşitli milletlerden insanları barış içinde bir arada tutan Osmanlı hoşgörüsü ve adaletinin belgelere yansıyan örneklerini, ''Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak'' adlı kitapta topladı.

Kitapta yer alan belgelere göre, Batılıların ''Muhteşem Süleyman'' olarak tanıdıkları Kanuni Sultan Süleyman, 1560'da beylerine, ''Her türlü vergiyi sadece kanunlar çerçevesinde toplattırasın. Hiçbir kimseye fazladan bir akça dahi aldırtmayasın'' emrini verirken, 2. Abdülhamid, 1894'te binlerce kilometre uzaklıktaki Amerika'da orman yangınlarından zarar görenlere 300 lira yardım gönderdi. Abdülaziz, Sivas'tan Rusya'ya göç eden 30 kadar Rum ailenin tekrar Osmanlı devletine dönmek istemeleri üzerine yol masraflarının karşılanması için emir verirken, Genç Sancağının Akçasırt Köyünden 13 Ermeni eşkıya, pişmanlıklarından dolayı 2. Abdülhamit tarafından affedilerek iskan edildi.

FATİH'İN HOŞGÖRÜSÜ...
Batılılara Osmanlı hoşgörüsünü ilk tanıtan padişahlardan Fatih Sultan Mehmet, 4 Nisan 1478 tarihli Bosna ruhbanlarının dini hayatlarını serbestçe sürdürebilmeleri hakkındaki fermanında şöyle seslendi: ''Ben ki, Sultan Mehmed Hanım... İhsan edip Bosna rahiplerine buyurdum ki; Kiliselerinizde korkusuzca ibadet ve memleketimizde korkusuzca ikamet edin. Ne vezirlerimden ne de halkımdan kimse bunları incitmesin ve rencide etmesin. Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a ve kuşandığım kılıca yemin olsun ki, canları, malları ve kiliseleri bana itaat ettikleri sürece güvencem altındadır.'' Fatih Sultan Mehmed, Kudüs ruhbanlarının dini hayatlarını serbestçe sürdürebilmeleri hakkındaki 29 Eylül 1458 tarihli fermanında da şöyle emir verdi: ''Makamıma gelip yüz sürerek ellerinde mevcut olan Hz. Peygamber ve Hz. Ömer'den bu yana Kudüs-ü Şerif'teki Hz. İsa'nın doğduğu Beytüllahm Kilisesi, Kamame Kilisesi v.b. kutsal mekanlar ile ilgili sahip oldukları hak ve imtiyazları yeniden talep eden Kudüs Rum patriği Atnasyos ve ruhbanlarına aynı imtiyazları verdim. Bunları kimse rencide etmesin. Kim ki, bu hükmün feshini murad ederse Allah'ın ve Resulünün hışmına uğrasın.''

Kategori: Genel Kültür » Şanlı Tarihimiz

 

hayallerim

Yazar: fucar5-05-2007, 07:42, Gösterim: 1041

2
hayallerim


Bir gün öğretmenleri kompozisyon yazılısında "İleride ne yapmak istiyorsunuz?" konulu yazı yazmalarını ve bunu bir sonraki gün geri getirmeleri istemişti.

Sınıftan John adlı çocuk herkesten farklı ve bir o kadar da uzun bir kompozisyon yazarak öğretmenine getirdi

Hayali büyük bir çiftliği işletmekti. bunu en ince ayrıntısına kadar yazdı ve hatta ayrıntılı bir kroki bile çizdi bu onun en büyük hayaliydi...

fakat öğretmeni notları açılamadan önce John'u yanına çağırdı ve

-senin ailenin durumu da senin ilerde bulunacağın yerde hayatında bu çiftliği kurmaya yetmez. bu yüzden bu yazıyı değiştirip bana getirmezsen kırık not alacaksın .

diye yazıyı çocuğa geri verdi

akşam ewde babasına olanları anlatan john " ne yapmalıyım bilmiyorum" deyince babası "bu senin hayalin senin hayatın senin kararların" dedi.

bunun üzerine ertesi gün john okula gittiği gibi öğretmenini bulup :

- siz bana verdiğiniz notu değiştirmeyin ben de hayallerimi, dedi.

Kategori: Genel Kültür

 

Maya Mitolojisi'nde evrenin yaratilisi

Yazar: fucar5-05-2007, 07:37, Gösterim: 413

0
Maya Mitolojisi'nde evrenin yaratilisi


Maya Mitolojisi'nde evrenin yaratilisi
Mayalar Amerika kitasindaki önemli kültürel kimliklerin olusmasinda önemli etkileri olan bir uygarlik olusturmuslardir.
Maya yaratilis söyleni günümüze kadar gelmis olan en büyük Maya belgesi Popol Vuh 'un bir parçasidir. Latin alfabesiyle kaleme alinan bu belgeyi bilimadamlari eski Maya hiyeroglifleriyle yazilmis bir metnin çevirisi oldugu ya da dogrudan Maya sözlü geleneginden derlenen öykü ve sarkilardan kaydedildigi görüsündedirler.
1700 lü yillarda ,Katolik bir misyoner Popul Vuh'u Ispanyolcaya çevirdi. Maya dilini akici bir sekilde konusabiliyordu. Kizilderililer eski tarihleri göstermeye ikna etmeyi basarmisti. Ispanyol metin yaklasik 150 yil boyunca gözlerden uzak kaldi. 1850'lerde, Guetemala City'deki San Carlos Üniversitesi'nin kitapliginda bulundu ve ilk olarak 1857'de Viyana'da basildi.
Popul Vuh ,edebi olarak 'harika' tanimlamasi yapilan eserlerden biriydi. Destanin yaratilis söylenini anlatan bu parçasinda Hristiyanlik etkisi görülmektedir. Kitab-i Mukaddesi okuyanlarimizin hemen anlayacagi gibi destan ilk bölümlerle benzerlik gösterir. Mayalar hakkinda daha ayrintili bilgi almak istiyorsaniz tarih kösemize ugrayabilirsiniz. Asagidaki destan tanrilarin yaratmak istedigi insanlar ve diger yaratilis söylenleri açisindan ilginçtir.
Baslangiçta sonsuz karanligin içinde yalnizca yukarida gökyüzü, asagida deniz vardi. Hareket edecek ya da gürültü yapacak hiçbirsey olmadigi için sakin ve sessizdiler. Yeryüzü henüz sulardan yükselmemisti. Otlar ve agaçlar, taslar, magaralar ve koyaklar, kuslar ve baliklar, yengeçler, hayvanlar ve insanlar daha yaratilmamisti. Kükrecek ya da gürleyecek hiçbir sey yoktu, çünkü yalnizca yukarida bos gökyüzü ve asagida sakin deniz vardi.

Kategori: Genel Kültür

 

Saçlarımız Niçin Uzuyor?

Yazar: fucar5-05-2007, 07:32, Gösterim: 465

0
Sa231;lar305;m305;z Ni231;in Uzuyor?


Çünkü aksi takdirde berberler işsiz kalırdı! Ha, ha! Şaka bir yana vücudumuzdaki kılların çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybını önler.


Kategori: Genel » Sağlık

 

Vucut geliştirmek için temel hareketler...

Yazar: fucar5-05-2007, 07:16, Gösterim: 1003

0
Hic body'e gitmeye gerek duymayacaksiniz
Vucut geli351;tirmek i231;in temel hareketler...


SIT-UP
(YER MEKIGI)
Yere sırt üstü uzanılarak, eller bel yanlarında, baş arkasında veya göğüs üzerinde birleştirilmiş ve dizler hafifçe kırık olarak başlangıç durumuna gelinir. Nefes verilerek öne doğru hafifçe, kontrollü ve mide kaslarında gerginlik hissederek kalkılır. Bu pozisyonda beklemeden tekrar arkaya doğru nefes almak suretiyle ve sadece mide kaslarının gücüyle hareket yapılır. Eller ensede veya göğüs üzerinde birleştirildiği takdirde hareket biraz daha zorlaşır. Hareket sırasında dikkat edilmesi gereken husus mide kaslarının tamamen kontrol altında tutularak yavaş yapılması ve eğer eller baş arkasında ise, bütün hareket boyunca başa ve boyun omurlarına ellerle baskı uygulanmaması ve sırtın yere tamamen yapıştırılmamasıdır....

Kategori: Genel » Sağlık

 

Ayakkabıcı

Yazar: fucar5-05-2007, 07:08, Gösterim: 736

1
Ayakkabıcı




Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki
bir
çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor
ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük
bir
dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk
vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği
kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...

Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı,
dizinin
alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir
müddet
öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan
dışarı fırlayıp:

- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki
modeller bir hârika!"

Çocuk, ona dönerek:
- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir
bacağım
doğuştan eksik".

- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam
insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı
veya
vicdanı."

Kategori: Genel

 
Geri İleri