BaküTürkleri.com » Genel Kültür » Şanlı Tarihimiz » Çanakkale Şehitlerimizin Anısına

 
 
 

Çanakkale Şehitlerimizin Anısına

Yazar: fucar 29-04-2007, 04:33, Gösterim: 479

1

Yaralar başladı sızlamaya.
Öğleye doru beni bir arkadaşın sırtına yüklediler.
Geldik fırka nahiyesine.
Çadırlar.
Kazıklar çakılı içinde çadırların,
samanla doldurulmuş kazıkların arası.
Samanların üzerinde boy boy yaralı yatar.
Ağlayan mı dersin,
küfreden mi dinine imanına gavurun.
Makasla kestiler benim elbiseyi.
Kaldım anadan doğma çırılçıplak.
Bir kaput attılar üzerime.
Sargı bezi yok.
Yaralar açık.
Ama Allahtan kan akmaz,
karışıp toprakla kurumuş.
Geçti bir zaman.
Dalmışım.
Koltuklarımdan tutulunca uyanıverdim.
Çadırdan dışarı çıkarıldık.
Vakit akşam.
Gün kavuştu kavuşacak
Dışarım serin, içerim sıcak.
Dizilmiş mekkare arabaları sıra sıra
Sıhhiyeliler atar yaralıları arabalara
Üst üste,
boş buğday çuvalı atar gibi.
Altta kalanın canı çıksın.
Bir tek arabada on, onbeş yaralı.
Bağıran mı dersin,
belki o dakka ölen mi?
Neyse yola koyulduk.
Arıburnu'nun yolları taşlık.
Arabalar sarsılır.
Bastı karanlık, ben sırt üstü yatarım.
Altımda bir insan gövdesi kımıldanır,
göğsümde bir çift bacak
ama bir tekinin yarısı yok.
Bayır aşağı ineriz.
Gökyüzü tekmil yıldız.
Birde inceden inceye rüzgar.
Yürür birbiri peşinden arabalar.
Kum İskelesi'ne vardık sabaha karşı.
Bir çadır orda.
Çadırın içinden seslenir biri:
--- Nerelisin?
--- Felan yerli.
--- Babanın adı.
--- Falan.
--- Senin adın?
--- Filan.
--- At aşağı arabacı.
Arabacı kaldırıp atar yere.
Sıra bana geldi.
Dayanılır gibi değil acıya.
Sövdüm ana avrat arabacıya.
Alışmış herif,
"Söv kardeşim, söv" der,
"kalayla bildiğin gibi."
Kumların üzerine uzatıldık.
Deniz fışır fışır gidip gelir.
Gayri iyice ışıdı ortalık.
Kumların üzerinde belki bin yaralı var
belki ziyade.
Bekledik ikindi vaktine kadar.
Bir vapur geldi, iki bacalı
deniz renginde.
Küfrede, bağıra, çağıra
yüklediler bizi vapura
yine öyle boş çuval yükler gibi.
Vapurun içi mahşer.
Vıcık vıcık kan,
islim, yağ, ter.
Beni ambara indirdiler.
Yola koyulmuşuz, yedi gün yedi gece.
Kurtlandı yaralarım.
Kaputu açarım, kara kara başları
beyaz beyaz kurtlar.
Bakarım eğilip, hayvancıklar akıllı,
kaçarlar beni görünce,
tekradan girerler yaraların içine.
Yedi gün yedi gece.
Öldürmeyince öldürmez Allah.
Türkün sağlamdır naturası, dayanır.
Sirkeci'ye varmışız sekizinci sabah.
Kaptan demiri atmış; ve lakin
"burda boş yer yok" diye istememişler bizi.
Akşam ezanı çekmiş demiri kaptan.
Gelmişiz Haydarpaşa önlerine.
Tıbbiye Mektebi hastaneydi o zaman.
Onlar, "Olur," demişler.
Bir tayfanın sırtında güverteye çıktım.
Biraz topaldı ama tayfa
demir gibi Laz uşağı.
Bismillah deyip baktım dört tarafa:
İstanbul yanar pırıl pırıl
Ah canım İstanbul.
Neyse hastaneye girdik, bembeyaz duvarlar.
Elektrikler donanma gibi.
Malta taşları tertemiz, gıcır gıcır.
Tekerlekli araba hazır.
Yatırdılar beni üstüne, rahat.
Allah devlete zeval vermesin.
Devlete dua ettim o saat...

Nazım HİKMET
Çanakkale Şehitliğini parselleyenlere ithaf olunur.

Kategori: Genel Kültür » Şanlı Tarihimiz

Sitemizden daha iyi yararlanabilmek için,
lütfen üye olunuz.
<
  • Konuları: 0
  • Yorumları: 1
6 Ağustos 2009 13:13

grayderci

Alıntı Yap
  • Üye Tipi: Normal Firma
  • Kayıt Tarihi: 6.08.2009
 
işteböyle kurtarıldı VATAN


Yorum Ekle

isminiz:*
E-Mail:*
Yorum:
Bütün Gerekli Alanlari Doldurun: *