BaküTürkleri.com » Arşiv- 29.04.2007

 
 
 
Konuları Sırala: Yayımlanma Tarinine Göre | Reytinge göre | Okunma Sayısına Göre | Yorum Sayısına Göre | Alfabeye Göre

Yükses sesli müzik akciğere zarar!

Yazar: fucar29-04-2007, 09:14, Gösterim: 573

0
Yükses sesli müzik akciğere zarar!


Yükses sesli müzik akciğere zarar!

Müziği yüksek seste dinleyenler dikkat! Sağlığınızı tehlikeye atıyor olabilirsiniz.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, ''yüksek sesli müziğin kulakların yanı sıra akciğerlere de olumsuz etkisinin olabileceğini ve akciğerleri patlatabileceğini'' bildirdi.


Kategori: Genel » Sağlık

 

GUNES

Yazar: fucar29-04-2007, 09:11, Gösterim: 521

0
GUNES




GÜNEŞ

Dünyadan 150 milyon km. uzakta olmasına rağmen, güneş bizim için gerekli olan enerjiyi kesintisiz olarak ulaştırır.
Bu dev enerjili gök cisminde hidrojen atomları devamlı olarak helyuma çevrilmektedir. Her saniye 616 milyar ton hidrojen, 612 milyon ton helyuma çevrilmektedir. Bu esnada dışarı salınan enerji 500 milyon hidrojen bombasının patlamasına denktir.
Dünyada hayat güneşten gelen enerjiyle sağlanır. Yeryüzündeki dengenin devamı ve canlılık için gereken enerjinin % 99 'u güneşten sağlanır. Söz konusu enerjinin yarısı gözle görünür ve ışık olarak alınır. Geriye kalan enerjinin büyük bir kısmı gözle görülmeyen, ama sıcaklık biçiminde ortaya çıkan kızılötesi ışınlardır.
Güneşin bir özelliği de çan gibi genleşip salınmasıdır. Bu olay her beş dakikada bir tekrarlanmakta güneşin yüzeyi bu sırada saatte 1080 km hızla, 3 km. kadar bize doğru ilerleyip sonra geri dönmektedir.

Güneş, Samanyolu'nu oluşturan 200 milyar yıldızdan biridir. Dünyadan 325.500 defa büyük olmasına rağmen, evrendeki küçük yıldızlardan sayılmaktadır. Çapı 125 bin ışık yılı olan Samanyolu'nun merkezine 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. ( 1 ışık yılı= 9.460.800.000.000 km.)


Kategori: Dünyadan Haberler » Bilim ve Teknoloji Haberleri

 

Diş Beyazlatma Teknikleri

Yazar: fucar29-04-2007, 08:19, Gösterim: 995

0
Diş Beyazlatma Teknikleri


Diş Beyazlatma Teknikleri Pazartesi, 10 Temmuz 2006 Diş Beyazlatma (Bleaching) teknikleri
Diş beyazlatma;hidrojen peroksit veya türevi maddelerin dişin tabakalarına nüfuz etmesi ile yapılan ağartma işlemidir.

Diş beyazlatma işlemi iki temel şekilde yapılır:

1. Home Bleaching(evde yapılan beyazlatma); dişlerinizin ölçüsü alınarak şeffaf yumuşak bir plak hazırlanır.hekiminizin uygun gördüğü jel şeklindeki bleaching maddesi plağa konularak ağıza uygulanır.7-15 günlük kullanımdan sonra kontrol edilerek istenilen beyazlık elde edilinceye kadar uygulanır.Günde 2-8 saatlik uygulamanın gece uyku süresince yapılması tavsiye edilir.

2.Office Bleaching(muayenehanede yapılan beyazlatma); Klinik sartlarında hekimin 2-3 seansta ışınlı yada kimyasal olarak uyguladığı beyazlatma şeklidir.............




Kategori: Genel » Sağlık

 

FRANSA’DA DARWINİZM'İN ÇÖKÜŞ DEPREMİ

Yazar: frendly3429-04-2007, 08:15, Gösterim: 743

0
   FRANSA’DA DARWINİZM'İN ÇÖKÜŞ DEPREMİ

Fransada Yaşanan İdeolojik Deprem EVRİMCİLERİN Yaratılış Atlası PANİĞİ

Sayın Adnan Oktar'ın "Yaratılış Atlası" isimli eseri, Türkçe ve İngilizcesinin yayınlanmasından kısa bir süre sonra, Fransızca olarak da yayınlandı ve Fransa'da büyük etki meydana getirdi. Bu değerli eserin Fransanın en tanınmış simalarına ve tüm eğitim merkezlerine ulaştırılması, bugüne kadar kendi birçok sapkın felsefe ve fikirlerinin karşısında hiçbir görüşü önemsemeyen ve tehlike olarak görmeyen Fransızlarda, büyük bir şaşkınlığa ve adeta kültür şokuna neden oldu.

Kategori: ---

 

Zemzem suyunun esrarı

Yazar: fucar29-04-2007, 08:10, Gösterim: 543

0
Zemzem suyunun esrarı




1-) Avrupa`da laboratuarlarda yapilan arastirmaya gore Zemzem suyu diger
sulara gore cok daha az kukurt tasimaktadir.


2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok daha besleyicidir ve
cok daha fazla mineral barindirmaktadir.


3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su anki teknolojiye gore
bile bilinemiyor.
Yakinlarinda hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta. Bu sartlarda
suyunu denizden veya baska bir kuyudan almasi
imkansiz. Nasil oluyor da yillardir suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.


4-) Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için
içenin susuzluğunu giderir.

Kategori: ---

 

100 yaşını geçmenin sırrı

Yazar: fucar29-04-2007, 07:45, Gösterim: 525

0
100 yaşını geçmenin sırrı
100 yaşını geçmenin sırrı


100 yaşını geçmenin sırrıUzun yaşamanın sırrı ne? Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta bir araştırmayı öne çıkardı. İnsanoğlunun en büyük hedeflerinden biri ve belki hatta başta geleni "ölümsüzlüğün" sırlarına ulaşmak. Bunu başarmak için de önce olabildiğince uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarını keşfetmek gerekiyor. Dünyanın her köşesinde, her gün, hiçbir masraftan, emekten kaçınılmadan sayısız araştırma yapılıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Mynet okurları için yazdı.

Bilimde ve teknolojide sağlanan ilerlemeler sayesinde, ortalama insan ömrü gelişmiş ülkelerde kadınlar için 80’i, erkekler için de 75’i buldu. Amerika’da 100 yaşını geçen, yani dalya yapan insan sayısı da her yıl %4.1 oranında artmakta.

Geçtiğimiz günlerde, Chicago Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada 1890-1900 yılları arasında doğmuş olan ve 100 yaşını geçen, yani dalya yapan ’gençlerin’ uzun yaşama sırları araştırıldı ve gerçekten çok ilginç sonuçlarla karşılaşıldı.

100 YAŞINI GEÇEN DÖRT KİŞİDEN 3’Ü KADIN

Bu araştırmanın da ilk ve en önemli çarpıcı bulgusu, 100 yaşını geçenlerin %76’sının kadın olmaları. Bu aslında sürpriz bir sonuç değil.

Kadınların erkeklere oranla daha uzun yaşamalarının esas olarak her iki cins arasındaki biyolojik ve genetik farklılıklarla ilgili olduğu düşünülüyor. Ayrıca, kadın ve erkeklerin sosyal, kültürel, çevresel... bakımlardan değişik şartlara maruz kalmaları da elbette çok önemli.

İşte bu farklar nedeniyle, koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, kanser, KOAH... gibi hastalıklar erkeklerde daha fazla görülüyor ve daha ölümcül seyrediyor. Bu hastalıkların da sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, stres... gibi erkeklerde daha fazla rastlanan risk faktörleri ile yakından ilgili olduğunu ise sanırım bilmeyen yok.

Kategori: ---

 

Önlüğü kısalmıyorsa mutlaka doktora gidin!

Yazar: fucar29-04-2007, 07:35, Gösterim: 557

0
Önlüğü kısalmıyorsa mutlaka doktora gidin!


Yeni nesilde boy ortalaması; kızlarda 1.62, erkeklerde 1.76 oldu! Yani 1.55 cm sınırını aştık! Bu yüzden anne-babalar dikkatli olun! Çocuklarınızda fark ettiğiniz boy kısalığını, "Bize çekmiştir, ha uzar, ha uzayacak!" diye beklemeyin ve mutlaka bir uzmanın kapısını çalın....

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Pediatrik Endokrinoloji ve Adolesan Bilim Dalları Başkanı Prof. Dr. Oya Ercan, çocukların büyüme sorunlarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

* Boyun normal olup olmadığı ve boy kısalığı nasıl belirlenir?
Anne-babalar çocuklarının boyunu yaşıtlarıyla karşılaştırarak veya kıyafetlerine göre değerlendirebilirler. Yıllık büyüme hızı, en hızlı olduğu dönemde yani, ilk bir yaş içinde 25 cm'dir. İkinci yaşta ise 12 cm, okul öncesi dönemde 6-8 cm, buluğ çağına kadar da ortalama 5- 6 cm olmalıdır. Ergenlik de hızlı büyüme dönemidir. Bir çocuk ergenlik öncesinde, yılda 5 cm'den az büyüyorsa, büyüme eğrisinde aynı çizgide devam edemiyor ve geride kalıyorsa; 'sorun var' diyebiliriz. Okulların açıldığı bu dönemde çocukların durumuna bakmak gerekir. Törenlerde sıraya girdiklerinde, bu yıl arkadaşlarına göre daha da kısa görünüyorsa bir doktora başvurmakta fayda vardır.

* Kemik yaşı ne demek?
Esas biyolojik yaşı, kemik yaşıdır. Erişkinler için kemikleşme noktalarının kapanma sınırı; kız çocuklarda 18, erkek çocukta 19 yaştır. Kemik yaşı, el bilek kemiklerinin röntgeni çekilerek belirlenir.

* Anne-baba boyuna göre çocuğun boyu hesaplanabilir mi?
Çocuğun cinsiyetine göre, ideal olarak kaç santim olacağını hesaplayabiliyoruz. Yine büyüme çizelgesine göre, kız çocuk için hedef boy; annenin boyu aynen yazılır, babanın boyundan 13 cm. çıkarılır ve çizelgenin 18 yaş hizasına bakılarak beklenen ideal boy söylenebilir. Erkek çocuk için; annenin boyuna 13 cm eklenir, babanın boyu aynen alınır ve yine çizelgede 18 yaş hizasına gelen noktaya bakılarak ideal boy söylenebilir.

Kategori: ---

 

Şehit mehmetcige yazılmış mektup

Yazar: fucar29-04-2007, 07:33, Gösterim: 1147

4

Canım Oğlum,

Nereden, nasıl başlasam bilmiyorum. O kadar özledim ki seni…

Canım yavrum, sen bizim ilk göz ağrımızdın.. Dört gözle beklemiştik babanla doğumunu… Dokuz ay sonra hastanede seni kucağıma bıraktıkları ilk gün vuruldum sana… Ne güzel gözlerin vardı, ışıl ışıl… Öyle güzel kokuyordun ki… Evimize neşe getirdin. Bir de hep uslu çocuktun, hiç üzmedin beni… Ne sık sık ağladığını bilirim, ne de yok yere huysuzlanmanı… Uyurken bile gülümserdin, meleklerle oynadığını düşünürdüm. Hastalanırsan başından ayrılmazdık, babanla nöbet tutardık sabaha kadar… İlk adımını unutamam, sonra ilk ‘anne’ deyişini… Hep üstüne titredik.

Sonra büyüdün… Zaman su gibi geçiyor. Her dışarı çıkışında, her seyahatinde sana belli etmedim ama yüreğimden neler koptu.

Bir tek seni askere uğurlarken rahattım. Komutanlarının sana gözü gibi bakacağından emindim. Bir süre sonra Güneydoğu’ya gideceğini haber ettin. O kadar heyecanlıydın ki, öyle emin konuşuyordun ki… “Göreceksin anne, bu devlet düşmanlarına gereken cezayı vereceğim. Vatanımın dağlarını bu eşkıyalardan temizleyeceğim” diyordun. Hep komutanlarının iyiliğinden, arkadaşlarından bahsettin. Rahatlığın, güvenin bizleri de rahatlattı. Sana sadece “Kendine dikkat et evladım” diyebildim. Ne de olsa seni bugünler için yetiştirmiştik. “Merak etme” diyordun, “Merak etme annem. Kalbini rahat tut!” Bir gün merakta bırakmadın bizi, fırsatın oldukça sık sık aradın, ayda bir mektubunu aldık. Mektubunu dakikalarca kokladığımı bilirim. Gönderdiğin fotoğrafları baş ucumuza koyduk.

Son mektubunda “Ben şehit olursam, ağlamayın sakın! Düşmanları sevindirmeyin.” diyordun. Telefonda “O nasıl söz oğlum” dedim. Sustun, sanki içine doğmuştu. “Hakkını helal et, güzel annem” dedin. Nereden bilirdim bu konuşmanın seninle son konuşmamız olduğunu… Baban duymuş önce, haberlerde söylemişler. Söylemediler önce bana… Kardeşin de sakladı. Ana yüreği bu, hissettim ben… Sonra öğrendim ki, pusuya düşürmüşler, çıkan çatışmada vurmuşlar seni… Elleri kırılsın o zalimlerin… Sanki canımı aldılar, sanki dünyayı başıma yıktılar. Bir ateş ki yüreğimin tam ortasına oturdu. Komutanlarınla görüştük, seni çok övdüler. “Kahramanca çarpıştı. Kanı yerde kalmayacak. Bizi de evladınız sayın artık.” dediler. “Vatan sağolsun” dedim. Oğlum seninle hep gurur duydum, sağlığında bir gün olsun boynumuzu eğik gezdirmedin … Cenaze töreninde de başımız dik, gururluyduk. Sana sözümüzü tuttuk, bir damla gözyaşı göstermedik, namertler sevinmesin diye… Hep içimize akıttık gözyaşımızı… Bayrağa sarılı tabutunu öptüm. Ben senden bir saat, bir dakika ayrı kalamazdım, şimdi seni nasıl toprağa koyacaktım a canım oğlum!

Kategori: Genel Kültür » Şanlı Tarihimiz

 

Bebeklerİ Sallayarak Uyutmatin

Yazar: fucar29-04-2007, 07:22, Gösterim: 341

0
Bebeklerİ Sallayarak Uyutmatin



Annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da salıncakta hızlı sallamasının beyinde 'bebek sallama sendromu' denilen ciddi hasara yol açarak, beyin kanamalarına neden olabildiği bildirildi.

Bursa Acıbadem Hastanesi Nöroşirürji Uzmanı Prof. Dr. Kaya Aksoy, beyin kanamasının, pek çok sebebe bağlı olarak meydana gelebileceğini söyledi. Genel olarak beyin zarları arasında, beyin içerisinde veya kafatası ile saçlı deri arasındaki kanamaların tümüne birden beyin kanamaları denildiğini ifade eden Aksoy, beyin kanamaların en fazla travmaya uğramış olgularda görüldüğünü bildirdi.

Travma sonrası cilt altında oluşan kanamaların özellikle çocuklarda çok önemli sonuçlar doğurabildiğini vurgulayan Aksoy, "Çünkü bunlar herhangi bir şekilde tedaviye ihtiyaç göstermese bile, çocuğun kan miktarı az olduğu için, cilt altıyla kafatası arasında biriken kanama çocukta kansızlığa neden olabiliyor. O yüzden bu kanamanın miktarının mutlaka saptanıp çocuğa kan takviye edilmesi gerekiyor" dedi.

Kategori: ---

 

DEDE KORKUT

Yazar: fucar29-04-2007, 07:20, Gösterim: 517

2
DEDE KORKUT



DEDE KORKUT
Büyük Türk destanının yaratıcısı Dede Korkut'un kişiliği üzerinde bilgilerimiz yetersiz kalıyor. Korkut-Ata adıyla da tanınan Dede Korkut, söylentilere göre Oğuzların Bayat Boyundan Kara Hoca’nın oğludur.
Onun, IX. ve XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da Sir-Derya nehrinin Aral Gölüne döküldüğü yerde doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu, Oğuz Türklerinden büyük saygı gördüğü, bu bölgelerde hüküm süren Türk hakanlarına akıl hocalığı ve danışmanlık ettiği destanlarından anlaşılmaktadır.


Dede Korkut'un Türkler arasında, ağızdan ağıza, dilden dile dolaşan destan niteliğindeki hikâyeleri XV. yüzyılda Akkoyunlu'lar devrinde Dede Korkut Kitabı adıyla bir kitapta toplanmış, böylelikle sözden yazıya dökülmüştür. Destan derleyicisi, Dede Korkut kitabının önsözünde Dede Korkut hakkında şu bilgileri verir ve onun ağzından şu öğütlerde bulunur:

(Bayat Boyundan Korkut Ata derler bir er ortaya çıktı. 0 kişi, Oğuz'un tam bilicisi idi. Ne derse olurdu. Gaipten türlü haber söylerdi...)

(Korkut Ata Oğuz Kavminin her müşkülünü hallederdi. Her ne iş olsa Korkut Ata'ya danışmayınca yapmazlardı. Her ne ki buyursa kabul ederlerdi. Sözünü tutup tamam ederlerdi...)

(Dede Korkut söylemiş: Lapa lapa karlar yağsa yaza kalmaz, yapağılı yeşil çimen güze kalmaz. Eski pamuk bez olmaz, eski düşman dost olmaz. Kara koç ata kıymayınca yol alınmaz, kara çelik öz kılıcı çalmayınca hasım dönmez, er malına kıymayınca adı çıkmaz. Kız anadan görmeyince öğüt almaz, oğul babadan görmeyince sofra çekmez. Oğul babanın yerine yetişenidir, iki gözünün biridir. Devletli oğul olsa ocağının korudur...)



Kategori: Genel Kültür

 
Geri İleri